Sen Anlat Karadeniz'in yönetmeninden dizideki şiddet sahneleriyle ilgili açıklama: Silah ve şiddet özendirilmiyorsa...

Medyatava Özelatv'nin fenomen dizisi "Sen Anlat Karadeniz"in yönetmeni Veli Çelik, Medyatava'dan Canan Kaya'ya konuştu...

Sen Anlat Karadeniz'in yönetmeninden dizideki şiddet sahneleriyle ilgili açıklama: Silah ve şiddet özendirilmiyorsa...

Türk televizyonculuğunun en parlak dönemlerinde fenomen dizileri ekrana, hikâyeleri hafızalara kazınan sinema filmlerini beyazperdeye taşımış bir isim Veli Çelik... Sıcak Saatler, Aşkın Dağlarda Gezer, Sakarya Fırat ve Eylül gibi başarılı yapımlarda hep onun imzası yer alıyor.

Şimdilerde atv'nin sevilen dizisi "Sen Anlat Karadeniz"in yönetmenliğini üstlenen Çelik'le hem diziyi, hem de günümüz televizyonculuğunu konuştuk. Deneyimli yönetmen, "Sen Anlat Karadeniz"in eleştirilen şiddet sahneleriyle ilgili de ilk kez Medyatava'ya konuştu...

 

Canan Kaya / Medyatava

canankaya@medyatava.com

 

Sen Anlat Karadeniz'le yollarınız nasıl kesişti? 

Aslında belki de Osman Sınav ile yollarımızın nasıl kesiştiğini konuşmak lazım ama bu çok uzun bir hikâye... "Yalancı" filmi, ardından da "Süper Baba" adlı diziye kadar uzanan bir hikaye, detaylarına girmeyeceğim. Sonrasında da Amerika'dan döndüğümde "Sıcak Saatler" adlı diziyle somutlaşan bir kesişme.Tarzım, tavrım ve yeteneklerim sektörde zaten çok bilindiktir. Osman Sınav da kalibremi en iyi bilen yapımcıdır diyebilirim. Çünkü kendisi de yönetmendir, bir yönetmenin kimyasını ve anatomisini görmesi ve anlaması refleksidir bu yani. Projenin ihtiyaçlarına cevap verebileceğimi düşündü sanırım ve beni davet etme inceliğini gösterdi. Biz de kendisine pek "hayır" diyemeyiz açıkçası. Böyle buluştum Sen Anlat Karadeniz dizisiyle...

Diziyle ilgili şiddet sahnelerinin fazlalığı ve silah sahnelerinin rahatsız edici yönleriyle ilgili eleştiriler yapıldı. Neler diyeceksiniz? 

Dramanın temelinde iyiliğin değerini görmek için kötülüğü, iyilerin değerini anlamak için de kötülere ihtiyaç vardır. Naif ve sembolik ifadeler ile bahsettiğim karşıtların dansını algılatmak, oluşturulan alışkanlık kültürüyle zaten neredeyse imkansız hale geldi. Burdan hareketle, şiddet ve silah hatta benzer negatifler övülmüyor ve özendirilmiyorsa, daha ulvi değerler ve karakterler için televizyonda da sinemada da tabii ki kullanılmalı ve kullanılacaktır:

Dizinin çekimleri Trabzon'da yapılıyor... Günlerce evden uzak kalmak zorlamıyor mu sizi? 

Evimi, ailemi ve dostlarımı,barkadaşlarımı çok özlüyorum ama bu hacimde işler yapmanın bir bedeli var. Ben bu bedeli yalnız ödemiyor, ekibim ve oyuncularımla paylaşıyorum. Set sürecinde de kaliteli zaman üretmeye özen gösteriyor ve hayatımdan buraya ayırdığım zamanı helal ediyorum...

Bölge halkının ilgisi nasıl? 

Trabzon halkının bize olan ilgisi gerçekten muhteşem. Bu ilgi, zaman zaman çalışmamızı çok zorlaştırsa da bilincindeyiz ki bu yoğun sevgi ürettiğimiz sinerjinin önemli bir parçası. Biz de onları çok seviyoruz ama onlarda bizi sevsin diye değil, yürekten.

Sosyal medyanın dizi üzerindeki etkisini anlatır mısınız? 

Tüm bunlara ek olarak reyting anlamında ölçülebilir olmasa da tüm dünyada olduğu gibi bizde de sosyal medyanın dizimizin üzerindeki olumlu etkisini atlamamalıyız. Bu anlamda bize sosyal medyada gösterilen ilgi bilinirliğimiz ve motivasyonumuzda çok önemli bir etken.Tıpkı Karadeniz insanı gibi özellikle bana, çekimlere başladığım ilk günden beri, büyük bir saygı ve inançla destek olan ve olmaya devam eden dizimizin sosyal medyadaki tüm fanlarına da bir teşekkür borçluyum. Onların da büyük bir çoğunluğu tıpkı benim gibi vazgeçmediler ve desteklerini sürdürdüler. Bir müşteri gibi davranmayıp ekibimin bir parçası olmayı tercih ettiler. Bu sebepten 'güçlü bir takımız biz.'

Sen Anlat Karadeniz'den önce bir süre yönetmenliğe ara vermiştiniz. Neden? 

Aslında ara vermedim. Kaldı ki bu zaten imkansız bir durum. Çünkü yönetmenlik sadece mesleğim değil, hem yaşam biçimim, hem de gerçeğim. Zaten çok fazla piyasa sirkülasyonunun içinde olan biri değilim. İnandığım ve içinde olmak istediğim hikayelerle buluşmak ve uygun ortamı oluşturmak biraz zaman alıyor diyelim.

Televizyonculuğun belki de en parlak yıllarında yönetmenlik yaptınız. Bu gününü nasıl değerlendiriyorsunuz cam ekranın?

Eski ve yeninin kıyası daima vardır ve bilindik nostalji daima kazanır. (Gülüyor) Eskiden sektör daha butikti sanırım.Ulusal kanallardaki dizi sayısı daha azdı. Bundan sebep yönetmen olmak, senarist olmak, yapımcı olmak ve projelerde oyuncu olmak tabii ki daha zordu. Daha özel ve özgündü diye düşünüyorum. İçinde olduğumuz günlerin de tabii ki keyifli yanları var. Mesela çalıştığımız teknoloji çok gelişti. O parlak günlerde herkesin ruhu biraz daha güçlü biraz daha şövalyeydi. Şimdilerde daha bir mekanikleştik sanki...Günümüzün diziler adına en korkunç problemi ise dizilerin süreleri. Bu kadar uzun minütajlarla dramanın hiçbir unsurunu pozitif anlamda geliştiremeyiz zaten.

Günümüzde dizilerin uzun soluklu olması neredeyse imkansız hale geldi. Peki sizin yaptığınız işlerin uzun ömürlü olmasının sırrı nedir?

Kariyerim boyunca tesadüfi başarılardansa çalışılmış başarısızlıkları tercih eden bir anlayışım oldu. Yaptığım işin iki temel boyutuna da büyük önem verdim: Mühendislik ve duygu. Seçtiğim projelerde, samimiyet ve estetik çalışma disiplinimin daima kutup yıldızı oldu. Köklü ve derdi olan hikayeleri yorumlamaya özen gösterdim. Asla, para ve 'açıların efendisi, lenslerin prensi, altın çocuk' gibi zırva sıfatlara inanıp kendimi de raydan çıkartmadım. Ne istediğimi düşündüğüm kadar ne istemediğime de odaklandım.Ucuz insanların ucuzluklarına kaliteyi kurban etmedim. Seyirciye saygıyı ilk sıraya koydum, setin ahlakına sadık kaldım. Daha bir sürü argüman söyleyebilirim ama sizi yormak istemiyorum.Yanıldığım ve başarısız olduğum zamanlar da oldu ama onlardan da ders almaya gayret ettim. Belki bunlar bir faktördür bilemiyorum.

Peki dizinin haricinde başka projeleriniz var mı? 

Dizileri çok önemsiyorum ve hayatımda hep olmasını istiyorum. Hayata dair yeni bir sözünüz varsa, kültürü bir adım öteye taşıma inadınız varsa, sorun olarak gördüğünüz olgulara farklı bakış açılarıyla dikkat çekmek gibi bir zorunuz varsa ve en önemlisi yeryüzü kadar eski bir ihtiyacı “hikaye anlatma” ihtiyacını duyuyor ve dert ediyorsanız işte tam bu noktada geniş kitlelere ulaşmakta resimden, heykelden, edebiyattan ve sinemadan daha avantajlı bir mecra olduğunu düşünüyorum. Ama gerçek bir kariyer olarak da görmüyorum bizdeki dizi anlayışını. Sinema yapmak istiyorum ve uluslararası alanda etkili olabilecek projelerle uğraşmak istiyorum. Çok uluslu ekiplerle çalışmak hasretindeyim yani.

Türk dizilerinin dünyadaki ve dijitaldeki yerini nasıl yorumluyorsunuz? 

Yeterli bulmuyorum tabii ki. Daha fazlasını istiyorum. Daha saygın daha etkileyici olmalıyız. Buna hem yeterliyiz, hem de istekliyiz. Dünyadaki hiçbir oyuncudan da yönetmenden de bir eksiğimiz yok. Senaryo ve organizasyon eksiğimiz var evet ve bu aşılması gereken, dahası aşılabilir bir durum. Aldığımız aksiyonun biraz daha ivme kazanması lazım hepsi bu.

Dizilerin yanı sıra önemli televizyon programlarının da yönetmenliğini yaptınız. Televizyonculuğun en önemli yapı taşı olan stüdyo programlarını neden eskisi kadar sık göremiyoruz ekranda? Böyle bir projeniz var mı? 

Sanıyorum televizyon programlarını sık göremememizin iki temel nedeni var. Birincisi; zamanın ruhuyla ilgili ki bu geçici bir durum. Diğeri de ilgi gören ve beğenilen her şeyi hoyratça ve umarsızca tüketiyor olmamız ve bunun tedavisi kolay değil. Ama her şartta televizyon programlarına, stüdyo şovlarına ihtiyacımız var. Sürelerine ve ekonomisine bakıldığında da rasyonel olduğunu görebiliriz. Kitle iletişiminde de daha direkt bir araç olduğunu düşünüyorum.

Evet, benim de üzerinde durduğum ve çalıştığım stüdyo projeleri var. Bu anlamda da dünya medyasını yakından takip etmeye çalışıyorum. Şafak Bakkalbaşıoğlu ve Tarkan Karlıdağ gibi çok değerli bulduğum meslektaşlarımla bir arada yeni bir drama aksı oluşturmayı istiyorum. İlla bilgiye, vizyona, enerjiye ve tecrübeye olan inancı tazelemeliyiz ki yeni bir dil ve üretim süreci harekete geçsin. Ayrıca BBO Yapım - Mahperi Uçar ve Şafak Bakkalbaşıoğlu ile birlikte drama ve televizyon programının bir arada olduğu yeni akım format ve projeler geliştirdik. Çok yakın zamanda da onları hayata geçirmeyi de hedefliyoruz. 

 

Sayfa Derleme Süresi: 0.4947 saniye