'Bu kafa, tüm ötekileştirmelerin bir temsili'

Medyatava Özel"Batlır" filminin başrol oyuncusu Can Sipahi ve yönetmeni Stare Yıldırım, Medyatava'dan Canan Kaya'nın sorularını yanıtladı...

'Bu kafa, tüm ötekileştirmelerin bir temsili'

Canan Kaya / Medyatava

ck.canankaya@gmail.com

 

Yönetmen Stare Yıldırım tarafından TRT TV Filmleri Projesi kapsamında çekilen "Batlır" filminin galası geçtiğimiz günlerde yapıldı. ABD'deki pek çok şehrin yanı sıra Kanada ve Avusturalya'da da beğeniyle izlenen filmin Türkiye'deki ilk gösterimi, Soho House Istanbul'da gerçekleştirildi.

Oyuncu Can Sipahi'nin "Batlır" karakterini canlandırdığı filmin kadrosunda Yılmaz Gruda, Merve Dizdar, Yağızkan Dikmen, Selen Kurtaran, Sinan Çalışkanoğlu ve Erkan Taşdöğen bulunuyor. Senaryosunda Stare Yıldırım, Gökçe Eyüpoğlu, Kerem Pilavcı ve Volkan Girgin'in imzası olan film, ötekileştirmenin toplum içinde yarattığı olumsuz etkiye dikkat çekiyor...

Gösterimden sonra bir araya geldiğimiz filmin başrol oyuncusu Can Sipahi ve yönetmen Stare Yıldırım'la filmin detaylarını konuştuk...

Can Sipahi - Filmin başrol oyuncusu (Batlır)

Batlır için rol teklifi geldiğinde ne hissettin?

"Normalde senaryoları çok akışkan okuyabilen bir oyuncu değilim. Ama Batlır’ı yarım saatte okudum. Hem sürekli bir merak haliyle ‘ne olacak’ dedirten duygusal bir yanı var, hem de çok gerçek. Yönetmenimiz Stare hanım da hikayeyi o kadar düzgün bir dille yazmış ki asla acındırma durumuna kaçmadan çok yalın anlatmış. Açıkçası beni ilk vuran şey de o sadelik oldu. Toplum içerisindeki ‘ötekinin’ hikayesini oynamak beni çok cezbetti.

Üzerinde büyük bir sorumluluk da hissetmişsindir muhtemelen bu rolü canlandırırken…

Elbette… ‘Ben ötekiyim’ hissi uyandırmadan, iç dünyasına kapanmış ve kendi halinde bir çocuk olarak oynamayı daha doğru buldum.

Peki bu filmi izleyenlerin hayatında ne gibi değişimler olacak sence? Böyle özel çocuklara sahip olan aileler ya da dışarıdan bakan gözler neyin farkına varacaklar?

Kendi zor ve zahmetli hayatlarının içerisinde ufacık da olsa bir umut olabilirsek ne mutlu bize. Tabii ki onlar kadar bu durumu yaşayıp bilemeyiz. En azından anlayabiliyoruz ve bu duruma farkındalık kazandırmayı yürekten istiyoruz. Bir de Batlır filmde ‘Ben de normal olmak istiyorum’ diyor sürekli olarak. Zihinlerimizde o kadar fazla bir normal üretmişiz ki… Aslında Batlır da normal, bir sıkıntısı yok ki. Onu çok seven bir babası ve dostları var. Filmde birazcık da bunu söylemeye çalışıyoruz aslında.

Senin hayatında ne değişti bu rolden sonra?

Bir oyuncu olarak bu tarz projeleri tercih etmeyi seviyorum. Bir önceki projede de ötekinin dili olmak benim için çok çok önemliydi. Batlır’la beraber bunu tekrar yaşayabildiğim için tabii ki çok keyifliyim.

O makyajı taşımak zor muydu?

Herkesten 2 saat önce sete gidiyordum. Bayağı uzun süren bir süreçti. Set bittikten sonra da plastik makyajın çıkma süreci de 45 dakika civarında sürüyordu. Bir hayli zordu."

 

*Stare Yıldırım - Filmin yönetmeni ve senaristi

Senaryoyu teyzenizden ilham alarak yazdığınızı belirtmişsiniz… Teyzenizin de mi benzer bir hikayesi vardı?

Ne güzel bir başlangıç yaptınız... "Teyzem kamburdu. Bebekliğinde beli kırılmış. Boyu daha kısaydı kambur olduğu için… O yüzden kıyafetlerini kendi dikerdi, bayağı zorluklar çekti. Benzer zorlukları yaşamıştı yani. Tesadüfen benim ilk filmimin de özel bir çocuğun hikayesini anlatması taşların biraz yerli yerine oturması gibi oldu.

Gerçek bir hikaye mi peki Batlır?

Değil... TRT’nin seçtiği bir “Koca kafa” hikayesi vardı. İçeriği ve anlattıkları tamamen farklıydı o hikayenin. Biz oradan sadece “Koca kafa” fikrini aldık ve herkesten farklı olan birinin umuda ve sevgiye gidiş yolunu işledik. İki buçuk yıl sürdü bu projeyi tamamlamamız.

Neden o kadar uzun sürdü?

Çünkü bu oya gibi ince ince işlenmesi gereken bir konuydu. Teyzemin hayatından biliyorum bazı şeyleri. Kendisi anaokulu öğretmeniydi ve çocuklar okulda onunla dalga geçerlerdi. O da gülerdi ve “Onlar daha çocuk” derdi. Bir de ötekileştirme sadece fiziksel farklılık yüzünden değil, aynı zamanda manevi tercihler konusunda da çok yaşanıyor ne yazık ki. Farklı olmanın türlü dalları var… Mesela dilinizin yabancı olması, bir ülkede yabancı olmanız, bazen kadın olmak…

Belki de en çok “kadın olmak” …

Ne yazık ki… Benim özdeşleştirdiğim nokta da buydu. Bu ‘kafa’ bu tür ötekileştirmelerin bir temsili aslında.

Filmi izlemeden önce şu soru vardı kafamda “Neden böyle bir isim konulmuş”…  Bir bulmaca çözmemiz isteniyordu sanki..

Çözdünüz ama değil mi…

Filmi izleyince çözdüm elbette ama yine de size sormak istiyorum. “Batlır Değil, Bahtlı”nın hikayesi nedir?

Filmin senaristlerinden biri de benim ama tabii arkada büyük bir ekip çalıştı. Senaryo editörlerimizin de büyük emeği var. Bu kavram Türkiye’de pek oluşmasa da biz oluşturmaya çalışıyoruz. Bu filmin çıkış noktasında “Kafa” fikrini ortaya koyan kişi Kerem Pilavcı’ydı... Ben de değiştirmek istemedim. Bu biraz duygusal bir tavır belki ama ona saygımdan dolayı kaldı öyle…

İsimlerin kimlikte yanlış yazılma talihsizliği çok sık yaşanır bizim ülkemizde… Özellikle de geçmiş yıllarda…

Eminim ki sizin ailenizde de vardır.

Olmaz olur mu...

Filmin adını belirlerken gerçeklikten beslendik.

Çekimler nerede yapıldı peki?

İstanbul’da yapıldı. Ama hiç İstanbul gibi durmuyor değil mi?

Bir ara Dalyan’da olduğunu düşündüm.

Her yer stüdyo. Gerçek mekan değil.

Batlır karakteri için Can’ı nasıl buldunuz peki?

15 kişiden oluşan çok sevdiğim değerli oyuncular vardı. TRT ile birlikte karar veriyorduk tabii. Ben Can’ı aslında 1 yıl önce GQ Ödülleri’nin gecesinde görmüş ve beğenmiştim. Aynı masada oturuyorduk. O dönemler Batlır’ın senaryosu üzerinde çalışıyordum. O gece aklımdan geçirmiştim. Sonra geldi ve görüştük. Ardından bu projede buluşmuş olduk. Benim için önemli olan Batlır’da şu hissi uyandırmaktı: “Yazık ya, keşke şu çocuğun kafası böyle olmasaymış” değil de, o çocuk öyle ve hala çok tatlı. Umarım bunu başarabilmişimdir…"

 

*Filmin kısa konusu:

Ailesi, doğuştan büyük bir kafaya sahip olan çocuklarına 'Bahtlı' ismini vermek istese de nüfus müdürlüğündeki memur, ismi yanlış anlar ve 'Batlır' yazar. Fiziki farklılığı nedeniyle hep dalga geçilen ve geçimini taksicilik yaparak sağlayan babasıyla yaşayan Batlır, kafasını değiştirecek riskli ameliyatı olmak ister. Bunun için yaklaşık 1 milyon liraya ihtiyacı olan Batlır, parayı denkleştirmek için için tüm sosyal fobisine rağmen bir bilgi yarışmasına katılır. Bu macerada ona üç arkadaşının yanı sıra başka balinalar sesini duymadığı için dünyanın en yalnız balinası olarak bilinen '52 hertz' eşlik edecektir."

Sayfa Derleme Süresi: 0.1153 saniye