Yorganlar bu defa Gaziantep’te sandıktan çıkıyor

Medyatava ÖzelAyça Sarc, küratörlüğünü de üstlendiği Yorganlar Fora sergisiyle bu defa Gaziantep’de.

Yorganlar bu defa Gaziantep’te sandıktan çıkıyor

Yorgancılık geleneğine çağdaş bir dokunuş yapan Ayça Sarc, küratörlüğünü de üstlendiği Yorganlar Fora sergisiyle bu defa Gaziantep’de...

Özel koleksiyonundaki el emeği göz nuru birbirinden ilginç tasarımı Gaziantep Kültür Sanat ve Tanıtım Günleri kapsamında Ayıntap Sanat Festivali’nde 2 Haziran’a kadar Aziz Petrus Kilisesi’nde meraklısıyla buluşturan Ayça Sarc, bu yolculuğa dair merak edilenleri Sayım Çınar’a anlattı.

Sayım ÇINAR / sayimcinar@gmail.com

Yorganlar Bu Defa Gaziantep’te Sandıktan Çıkıyor

Bir zamanlar çoğumuzun evinde gördüğümüz yorganları şimdi de bir sergide görmek ne güzel. Yorgancı denildiğinde aklıma Kilis de geliyor. Kilis ilinde üretilen yorganların meşhur olduğunu biliyorum.

Yorganların bir zamanlar toplum yaşamında çok önemli bir yeri  vardı. Gündelik kullanımın dışında törensel yanlarıyla da önemliydiler. Padişahların sefer dönüşü şenliklerinde, şehzade sünnet düğünlerinde altın ve gümüş tellerle işlenmiş çok kıymetli yorganlar kullanılırdı. Çeyizler yorgansız düşünülemezdi. Dilimize girmiş onlarca “yorgan”lı atasözünün sebebi budur.

El yapımı yorgancılıkta azalmanın nedenlerini açıklayabilir misiniz? Yorgan kültürümüzün unutulmasını neye bağlıyorsunuz?

Günümüz tüketim toplumunda bu kadar emek yoğun bir zanaatin eskisi kadar talep görmesi tabii ki beklenemez. Ama kendi kültür mirasımız açısından önemli bir zanaatin tamamen kaybolmasının da önüne geçebiliriz. Özellikle batıda, seri üretime karşı el emeği, çılgın tüketime karşı var olanı korumak ve saklamak da yükselen değerler arasında. Eski el yazmaları, el yapımı kumaşlar, halılar, otantik tekstil ürünleri bugün müzelerde, sanat galerilerinde sergileniyor. Ben bizim yorganlarımızın da benzer bir potansiyel taşıdıklarını düşünüyorum.

Sizin bu sergilerden sonra yorgancılar da bir hareket olmuş mudur?

Kendi çevremdeki yorgancılardan duyduğum kadarıyla sergi sonrasında işlerinde küçük bir hareketlenme söz konusuymuş ama benim birey olarak yapabileceklerim tabii ki sınırlı. Bize ait bir zanaati evrenselleştirme misyonunu gerçekleştirmek birkaç kişinin altından kalkabileceği bir şey değil, geniş katılımlı bir ülke politikası olursa başarıya ulaşabilir ancak.

Gaziantep, 2 Mayıs - 2 Haziran tarihleri arasında “Doğu’nun Işığı” teması çerçevesinde düzenlenecek Ayıntab Sanat: Gaziantep Sanat Günleri’ne ev sahipliği yapacak. Sizin de burada bir serginiz yer alıyor.

Dünyanın en büyük mozaik müzesine ev sahipliği yapan bu şehirde bir sergi açma daveti heyecan vericiydi. İstanbul sergimi, hayran olduğum Abud Efendi Konağı’nda açmıştım, Antep’te de ondan aşağı kalmayan güzellikteki Aziz Petrus Kilisesi’nde sergiliyorum yorganlarımı.

Nasıl tepkiler alıyorsunuz? İstanbul’da bu tür etkinlikler sıkça yapılmıyor.

Yerel medyada haber olmasıyla birlikte ilgi tahminlerimin de ötesinde arttı. İstanbullular için de, Anadolu’nun gastronomi merkezi Antep’i görmek için bir sebep daha yaratmış olmaktan mutluyum.

Bizim ülkemizde ciddi anlamda bir yorgan kültürü var, tabii ki Ortadoğu’da da. Avrupa da sanırım bu kültür yok denecek kadar az, yoksa yanılıyor muyum?

Yorgancılığa sırf teknik olarak bakarsak, tarih boyunca Sibirya’dan Sicilya’ya dünyanın neredeyse her yerinde görüyoruz. Ama bizim geleneksel zanaatimizde kumaşlar ve motifler bize has. Bu yüzden özellikle Avrupa ülkelerinde bu Doğu hazinelerinin çok dikkat çekici olduğunu düşünüyorum. 

Bir röportajınızda, “Objelerin sadece estetik görünmesinden çok, kültürel bir derinliğe sahip olması da ilgimi çekiyor”demişsiniz. Kültürel derinliğe sahip objeler denildiğinde aklınıza daha çok neler geliyor?

Tasarım trendleri beni o kadar heyecanlandırmıyor, bir bakıyorsunuz dünyanın tüm şehirlerinde aynı tip şeyler satılıyor, yüzbinlercesi üretiliyor, 5-10 yıl sonra da demode oluyor. Oysa bit pazarında bulduğum bir obje başka türlü bir yaşanmışlık taşıyor. Moda/demode kavramlarının tamamen dışında, bu yüzden de zamansız.

Siz aynı zamanda dünyayı da gezen bir gezginsiniz. Bu gezileriniz sizi besliyor olmalı. Sizi en çok derinden etkileyen şehirler hangileri ve neden?

Roma, Paris, Marrakesh, Venedik, Güney İtalya bana eski dünyayı, New York ve Tokyo da yeni dünyayı yaşattığı için.

Sayfa Derleme Süresi: 5.8829 saniye