'Türkiye gibi bir ülke yok... Ama iç huzursuzlukların bizi çok etkilemesi üzücü'

Medyatava ÖzelKapadokya’da butik bir otel işleten Mustafa Demirci Sayım Çınar'ın sorularını yanıtladı...

'Türkiye gibi bir ülke yok... Ama iç huzursuzlukların bizi çok etkilemesi üzücü'

Sayım Çınar, Kapadokya’da butik otel işletmecisi Mustafa Demirci ile Kapadokya’nın kültürel yapısı ve Türkiye Turizmi hakkında keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi...

 

 

 

 

 

 

 

SAYIM ÇINAR

sayimcinar@gmail.com

 

Kapadokya Türkiye’nin en önemli turistik yerlerinden birisi. Siz de burada otel işletmeciliği yapıyorsunuz. Buraya çok da hakimsiniz. Turizme ve otel işletmeciliğine nasıl başladınız?

Ben Göreme’de doğdum. Ailem çiftçiydi. 70’li yıllarda Göreme’de turist hareketi başladı. Daha çok “Hippi” tarzı turistlerdi. O dönemde biz de kendi kendimize İngilizce öğrenmeye heves ettik. Aslında ilk olarak 13 yaşında kartpostal satarak başladım.

Buralar bizim evlerimizdi. Doğduğum evdi. 19 yaşındayken profesyonel olarak otelciliğe başladım. 18 yıl Turban’larda ön büro görevlisi, resepsiyonist olarak başlayıp ön büro müdürü, genel müdür yardımcısı ve bazı otellerde genel müdürlük yaparak devam ettim.

Butik Otel işletmek zor mu?

Buradaki 4 evi aslına uygun olarak restore ettirdik. 22 oda olarak çalıştırıyoruz. Profesyonel olarak otelcilik yaptığım için çok farklı. Bizler müşterilerimize “Burayı eviniz gibi görün,” diyoruz. Onlar da bize her açıdan güveniyorlar.

‘Güzel atların olduğu yer’ Kapadokya

Kapadokya Farsça’dan türetilmiş bir kelime. ‘Güzel atların olduğu yer’ anlamına geliyor. Biraz bahsedebilir misiniz?

Bu söz Ozan Sağdıç’a aitti. Kapadokya’nın geçmişinde krallığı olduğu bir dönemi de var. Kelimenin tam anlamını bilemesek de ‘Güzel atların olduğu yer’ evet.

Nevşehir çok güvenli bir bölge değil mi?

Evet, halk bilinçli. Burada dayatma yok. Burada insana insan gibi davranılıyor. Bizim için ırk, renk vs. hiçbir şekilde önemli değil. Dürüstçe onların ihtiyacını karşılamak derdindeyiz.

Kapadokya’dan Tony Curtis, Charles Bronson, Fikret Hakan gibi birçok önemli sinema oyuncusu geçti…

Dünyayı Kurtaran Adam ve Asmalı Konak gibi çekilen dizi ve filmler sizce yeterli mi Kapadokya için?

İlk kez 1900’lü yıllarda Fransız Papazı geliyor, o tanıtıyor Kapadokya’yı. İlk yazılı 3.000 sayfalık kaynak onlarda var. Göreme Açık Hava Müzesi 1960’da açılmış. Tony Curtis, Charles Bronson, Fikret Hakan da buralarda film çekmiş. Ben 9 yaşlarındaydım. Bir Türk’e Gönül Verdim filmi var. Üç sene önce Çinliler geldi, bizim otelde kaldılar. Survivor tarzında bir şov yaptılar. Çin’de çok çok meşhurlarmış. Asyalılara burayı tanıtmış oldular. Birçok yere gidiyoruz biz de, Vietnam’a Malezya’ya, Çin’e… Biz de bölgemizi tanıtmak için boş durmuyoruz.

Kapadokya denince mutlaka gidilmesi gereken yerler var değil mi? Nereler sizin favoriniz?

Açık hava müzesi çok önemli.

Konaklama olarak butik otelleri tercih etmek güzel bir adım. Yer altı şehrini gezmek, bölgenin şarabını tatmak, Ihlara Vadisi ve Rose Vadisi’ni görmek.

Bunun yanında Uçhisar kalesi, Paşabağı da görmeden bölgeden ayrılmamak lazım.  

Testi Kebabı çok meşhur. Yenildikten sonra atılıyor mu?

Evet, toprak zaten hepsi. Atıldığında çevre kirliliği olmuyor. Toprak bol bu yüzden yenisi hemen yapılıyor.

Kapadokya’da olmaması gereken şeyler nedir?

Doğal dengeyi bozmadan ticaret yapabiliyor olmak lazım. Dengeyi tutturabilmek önemli. Bazen çirkin şeyler ortaya çıkabiliyor. Yasaklamadan ama göze zevkli gelecek şekilde olmalı. Dokuyu bozmadan makul şekilde planlamak gerekiyor.

Anadolu motifleri var burada. Odalarda da o sıcaklık var.

Evet, buradaki kültüre saygı duyarak yaşatmaya çalışıyoruz. Bundan 50 yıl önce nasılsa o hissi yaşatmak gerekiyor. 25-30 sene önce insanlar, at arabası sesleri eşliğinde bağına bahçesine giderdi.

Burada Kaymaklı bölgesinde patates üretimi var. Su var, toprak kötü değil. Neden işlenmiyor. Bizden sonraki jenerasyon bağdan bahçeden anlamaz gibi geliyor bana.

Uluslararası Restoranlar da açılıyor. Bence yeterli değil. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Doğru ama şöyle; Örneğin Çin’den bir aşçı getireceksiniz, bir lokantaya 2 tane Çinli bulacaksınız. Bunun izinleri zor. Aslında çok kolay olmalı ama değil. Benim otelimde Çinli çalıştırmaya ihtiyacım var ama prosedürü çok ağır. İzin almak çok para. Bu yüzden yetersiz kalıyor.

Avrupalı turist gelecek mi bu yıl duyumlarını aldınız mı?

Lise çağlarımdayken özellikle Avrupalı turist daha çok tercih ediyordu. O zamanlar Asya’dan turist çok gelmezdi. Haziran-Temmuz-Ağustos aylarında kamp alanları dolardı. 300.000 Fransız gelirdi. 150-200.000 İtalyan gelirdi, İspanyollar ve Almanlar da çoktu. Sonra acenteler ortaya çıktı.

Sizce Avrupalı ve Çinli turisti birbirinden ayıran özellikler nelerdir?

Biz de Asyalıyız. Kültür farkı çok var. Avrupalı seyahate keyif için çıkıyor. Güzel yemek yiyeceğim, gezeceğim, göreceğim diyor. Asyalı fotoğraf çekmeye geliyor. Amerikalı içinse kültür çok önemli.

Bu yıl rezervasyonlar nasıl?

Bu yıl geçtiğimiz yıllara göre çok iyi. Haziran’da bayram var. Temmuz-Ağustos yüksek. Malezya ve Singapur’dan da bu yıl ziyaretçilerimiz olacak.

Kapadokya’da çekilen Kış Uykusu filmi büyük bir ses getirdi.  Çinli de Japon da söylüyordu bunu. Terör olayları olmasaydı daha çok etki edecekti.  Orhan Pamuk’un kitaplarını okuyanlar da geldi.

"Türkiye gibi bir ülke yok. Ama iç huzursuzlukların bizi çok etkilemesi üzücü."

Tarihimize sahip çıkarak kültürel zenginliği ve güzelliği yaşamanız için sizi Kapadokya’ya bekliyoruz.

 

 

 

 

Sayfa Derleme Süresi: 1.1006 saniye