'Televizyon hâlâ salonumuzun baş köşesinde!'

Medyatava Özel'Geçmişten Günümüze Değişen Televizyon ve Çocuk İzleyici' kitabının yazarı Cansu Özdenak, Sayım Çınar'ın sorularını yanıtladı.

'Televizyon hâlâ salonumuzun baş köşesinde!'

Akademisyen Cansu Özdenak önemli bir çalışmaya imza attı: Geçmişten Günümüze Değişen Televizyon ve Çocuk İzleyici... Sayım Çınar, Özdenak ile yeni neslin televizyon ve sosyal medya alışkanlıklarını, değişen televizyon üretim ve tüketim kültürünü konuştu.

Sayım ÇINAR / sayimcinar@gmail.com

'Televizyon Hâlâ Salonumuzun Baş Köşesinde!'

Geçmişten Günümüze Değişen Televizyon ve Çocuk İzleyici. Önemli bir çalışma. Doktora tezinizi kitaplaştırdınız.

Akademisyenlik sürecimin öncesinden televizyonculuk yaptım. Baştacı programını yaptım mesela. Format bana aitti. Ondan önce bir otomobil sporları programı yaptım. Akademiyi de bırakmıyordum bir yandan. Radyo Televizyon Sinema bölümündeydi İstanbul Üniversitesi’ndeydim. Üniversitede ders vermeye başlayınca yolculuk da başladı. Ve en nihayetinde doktora tezimi kitaplaştırdım.

Televizyonun geldiği noktaya dair çok ciddi gözlemler var kitapta.

Televizyonun geldiği nokta çok tartışılıyor. Çok hızlı bir dönüşüm var. Televizyon çok etkili bir kitle iletişim aracıydı. Ancak dijital yerini ekrana bırakmaya başladı. Ekran sayısı arttı artık. Televizyonda en belirgin şey, tek kanal olmasıydı. Dışarıda oyun oynardık, televizyon saatimizi bilirdik. Akış dediğimiz şeye uyardık. Şimdiyse akışkan ve çok hızlı bir zamandan söz ediyoruz. Bilgi kirliliği var, her an ulaşılabilir olmak var. Bu da profili değiştirdi tabii. Ben çocuk kısmına baktım. Dijital yerli onlar.

Televizyondan sosyal medyaya kayan çocuklar neler yapıyorlar?

Artık diğer ekranlara yönelmiş durumdalar. Alanında uzman 10 kişiyle röportaj yaptım. Artık bugünün çocuklarının televizyonu youtube. Üretici çocuklar bunlar. Kameraları var, yotube kanalları var. Self ekran dediğim bir şey var, sosyal medya hesabı ötesinde bir şey, her çocuğun bir ekranı var artık. Davranışlarını bakış açısını dönüştürüyor.

Radyonun dileyicisi de çok azaldı.

Günümüzde diziler televizyonun lokomotifi. Etkileyen, akılda kalan bir format yok, dizi var. Radyo ise müzik kutusu. X kuşağı dediğimiz izleyici bir yandan da telefonuyla oynuyor televizyon izlerken.

Bu kitabı hazırlarken kimleri düşündünüz, neyi amaçladınız?

Aslında bir konuya dikkat çekmiş olduk. Çocuk yetiştirenler için önemli bir kitap oldu, onları bilinçlendirmek gibi bir amacımız var. TRT dönemine dönecek değiliz. Akışkan zamanda sabırsız bir kitleyle, nesille karşı karşıyayız. Bunun için bu araştırmalar çok önemli.

Televizyon tüm dünyada mı bu durumda?

Aslında aynı şekilde bir hız söz konusu dünyada da. Üretme konusunda zayıfız. Türkiye teknoloji tüketmede hızlı bir ülke. Bu noktada ebeveynin bilinçli olması çok önemli.

Basılı gazete de kalkıyor yavaş yavaş. Dijitalde her şey var, sansür yok.

En büyük tehlikelerden biri de bu. Çocuk açısından özellikle. Dijital okur yazarlık dediğimiz şey bunun için önemli. Yaşına uygun şeylere maruz kalmalı çocuklar.

Semantik dijital diyorsunuz.

Baudelaire aslında anlam da sona erdi der. Her şey gerçeğin bir taklidi, simülasyon olduğunu söyler. Ben bu kadar pesimist olmak istemiyorum. Biraz daha ümit dolu bakmak istedim ve umudun peşine, anlamın peşine düştüm. Bütün üretilen yaşam tarzı, içeriğe semantik dijital bağlamında bakıyorum çalışmamda.

Derinlemesine röportajlar var kitapta aynı zamanda.

8 sorum vardı kitap için. Günümüz çocuk izleyicisini nasıl tanımlarlar, içerik, süre, yeni medya… Bu soruları yönelttim çocuk çalışan bu önemli isimlere. Medya okur yazarlığı üzerinde durdum. Televizyon kültürü çocuğu nasıl etkiliyor…

'Televizyon koskoca bir topluma olumlu anlamda şekil verebilecek bir iletişim aracı'

Anadolu’da yerel televizyonlar da popüler.

Öyle ve kirlilik de şüphesiz var. Şu da bir yandan da televizyon evin salonunda başrolde. Yalnızlığa derman. Ne kadar eleştirirsek eleştirelim seviyorum ben televizyonu. Kamusal bazı sorumluluklarını göz ardı etmediğimiz sürece çok önemli. Koskoca bir topluma olumlu anlamda şekil verebilecek bir iletişim aracı. Öğrenebilirsin, eğlenebilirsin.

Televizyonu anlatan filmleri de unutmamak gerek.

Tabii Vizontele mesela… Yeni bir dünya.

Peki gelecekte ne olacak?

Aslında gelecek ile ilgili çalışanlar da kesin bir şey söyleyemiyorlar. Hologram belki. Kimliklerimiz bütünleşecek. Dijitalleşmiş bir dünyanın vatandaşı olacağız.

Dünya tek bir dünya olmaya giderken sorular da beraberinde geliyor.

Distopik mi olacak ütopik mi. Soru bu.

Eski filmleri izleyen çocuklar var hala, çok da seviyorlar…

Çocuğum Kemal Sunal izliyor mesela. Samimiyet ve duygu geçirebiliyor. Sanırım yanıt bu. Oyunculuk, senaryo, diyaloglarla ruh vardı. Onun için bugünün çocuğunu etkiliyor.

Artık daha mı az çocuk programı var televizyon kanallarında?

Tematik kanallar açıldı. Türk çocukları için kendi gelenek göreneklerine göre filmler diziler programlar yapılır oldu. Biz çocukken Heidi, Vikingler vardı. Tematik kanallar 24 saat yayın yapıyor neredeyse.

Televizyon bağımlılığı yerin sosyal medya bağımlılığına bırakıyor. Sizin gözleminiz nedir bu konuda?

Büyük bir tehlike evet. Sınırlandırılmış süre gerekiyor. Hobilere, oyun oynamaya, gerçek dünyada deneyimleyeceği şeylere yönlendirmek gerekiyor.

Dijitali anlamaya çalışan bir kitap yazdınız. Sıradan bir okur da anlayacak mı?

Evet konuşma diliyle yazılmış derinlikli bir kitap bu. Şu nedenle okunmalı: yaşadığımız çağ belirsiz bir çağ, anlamlandırmak için bu kitap iyi bir başlangıç. Ebeveynler için faydalı olacak, çocuk yetiştirmek için. Öğrenciler ders anlamında, akademisyenler kaynak bağlamında okuyabilirler.

Son olarak youtube fenomenleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Çocukların böylesine dikkatle takip etmelerini nasıl değerlendirmek gerekir?

Bundan sonrası neuro science’a giriyor. İçerik kalitesi çok düşük. Büyülenmiş gibi seyrediyor. Kendince anlamlandırdığı bir şey var ama bir şey alıyor mu bunlardan, doğrusu hayır. Bu konuda da yine ailelere çok iş düşüyor.

Sayfa Derleme Süresi: 3.1219 saniye