RTÜK üyesi: Meclis'te görüşlerimizi ifade edemedik!

RTÜK üyeleri ve akademisyenler, internette RTÜK denetimini nasıl değerlendiriyor?

RTÜK üyesi: Meclis'te görüşlerimizi ifade edemedik!

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun (RTÜK) internet yayınlarını denetlemesini öngören teklif kabul edildi. RTÜK üyesi İlhan Taşçı, yasayı "yayın yapılmadan sansür" yetkisi verildiği gerekçesiyle eleştirirken; bir diğer üye Taha Yücel, Meclis'te görüşlerini ifade edemediklerini söyledi.

İnternet yayınlarında Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) denetimi getiren yasa tasarısı, TBMM’de kabul edildi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onaylamasının ardından yürürlüğe girdi.

İnternet yayıncılığına sansür getirileceği gerekçesiyle yasayı eleştirenler olduğu gibi, ahlaki düzene yönelik yanlışların önüne geçmek ve toplumsal beklentiyi karşılamak için düzenlemenin gerekli olduğunu savunanlar da var.

BBC Türkçe’den Fundanur Öztürk; RTÜK üyeleri İlhan Taşçı ve Taha Yücel ile Çankırı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ayrancı ve Norveç Arktik Üniversitesi Öğretim Üyesi Sarphan Uzunoğlu’na yasayla ilgili değerlendirmelerini sordu.

İLHAN TAŞÇI: RTÜK YAYINA BAŞLAMADAN SANSÜR YETKİSİNE SAHİP OLDU

CHP kontenjanından RTÜK üyeliğine seçilen İlhan Taşçı, kurulun artık “daha yayın yapılmadan sansür uygulayabilme” yetkisine sahip olduğunu söyledi.

Taşçı, “Bir toplumsal olayı Facebook, Youtube ve Twitter üzerinden yayınlarsanız ve bunu binlerce insan izlerse, RTÜK bunu bireysel bir yayın mı kabul edecek? Yoksa interneti de kapsamına alan bu düzenlemeyle yaptırım kararı mı alacak? Bugün alternatif medya ortamları yaratıldı ve bunların içerisinde on binlerce izleyicisi olan ama esasında kişisel yayın yapan oluşumlar var” dedi.

“Burada asıl hedefin internet ortamını zapturapt altına almak olduğunu görüyoruz” diyen Taşçı, “Sansür gerçekleşmiş bir yayın üzerine yapılır. Ama artık bir yayın organı internette lisans almak için başvurduğunda, güvenlik soruşturması olumlu sonuçlanmadığı gerekçesiyle RTÜK olarak yayın hakkı vermeyebilirsiniz. RTÜK daha yayın yapılmadan sansürleme yetkisine sahip oldu” diye konuştu.

İnternetin Bilgi Teknolojileri Kurumu (BTK) tarafından denetlendiğini hatırlatan İlhan Taşçı, şöyle devam etti:

“Wikipedia’ya şu anda Türkiye’de neden erişilemiyor? Geçtiğimiz yıllarda Twitter’ın mavi kuşunun bir kanadını kırıp yayınını kesmediler mi? Demek ki bir denetim var. Çocuk istismarı, pornografi bakımından da denetleniyor Denetim yok demek halkı aldatmak demektir. Şimdi o denetim alanı daha da genişletiliyor ve dijital bir çağda, dijital bir sansür getiriliyor aslında. İnternetin başına sansür çuvalı geçiriliyor.”

TAHA YÜCEL: ŞİKAYET YAĞIYORDU

AK Parti kontenjanından RTÜK’e seçilen Taha Yücel ise kanun yapımı sırasında ilgili tüm muhatapların fikrinin alınmadığı görüşünde. Yücel, “Bu yasanın tek amacı sadece kişisel özgürlükleri sınırlamak ve sansür değildi elbette. Yasayı şartlandıran unsurlar bir toplumsal beklentiydi. İnternette din istismarı yapanlar, dizilerdeki küfürlü ifadeleri internet versiyonunda kullananlar nedeniyle toplumsal bir hassasiyet oluşmuştu. Bunlarla ilgili RTÜK’e ve çeşitli kurullara şikayetler yağıyordu” dedi.

Taha Yücel’e göre konu sadece internet ve RTÜK bağlamında ele alınmaya çalışıldı ve hata burada başladı. “İnternet bir bütündür, bir şekilde özgürlük ortamıdır ve bir yayının internet üzerinden yapıldığında hangi kapsamda değerlendirileceği çok zor bir konudur” diyen Yücel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Benim elimde olsa ilgili sivil toplum örgütlerini ve kurumları yani söz söylemek isteyen herkesi bu tartışmanın içine çekerdim. Bu konunun toplumsal gerekçelerini ortaya koyardım ve tartışılmasını sağlardım. Ondan sonra toplum beklentisini karşılayan ve bütün hassasiyetleri dikkate alan bir düzenlemeyi Meclis’e sunardım.”

BU ANLATTIKLARIMI MECLİS’TE İFADE EDEMEDİM

Yücel ayrıca bir RTÜK üyesi olarak, tasarının tartışıldığı dönemde Meclis’te fikirlerini ifade etme şansı bulamadığını söylüyor:

“Tabii ki sayın başkanımız ve ilgili bazı bürokratlarımız bu konuyla ilgili çalıştılar. Gelip benden görüş aldıkları da oldu, size anlattıklarımı onlara da anlattım. Ama gördüm ki onlar farklı düşünüyor. Saygı duyuyorum ama yine de eleştiriyorum ve eksik buluyorum. Mesela Meclis’te bu konu görüşülürken beni davet etmediler, bu anlattıklarımı Meclis’te ifade edemedim.

İnternet trafiğinin yaklaşık yüzde 80’i videodan oluşuyor. Böyle bir ortamda RTÜK’ün geleneksel yayıncılıkla ilgili yetkilerini alıp da internet ortamına uyarlarsanız, hem lisans yönünden hem denetim yönünden doğru bir iş yapmış olmazsınız. Attığımız taş, ürküttüğümüz kurbağaya değmeli. Ciddi anlamda endişelerim var.”

HASAN AYRANCI: UYGULAMADA HATA OLURSA DENETİM MEKANİZMALARI VAR

Çankırı Üniversitesi Rektörü ve hukukçu Prof. Dr. Hasan Ayrancı düzenlemeyi desteklediğini ve kişisel özgürlüklere karşı bir uygulama olmadığını söyledi. Ayrancı’ya göre düzenleme, toplumsal güvenliği sağlama amacıyla hayata geçirildi:

“Çocuk istismarına çok gündemde ve biz çocuklarımızı internetteki her türlü zararlı bileşenden korumak istiyoruz. Ya da sosyal medya ve internetteki terör faaliyetlerini engellemek istiyorsak, güvenli internet ortamlarının sağlanması gerekiyor.

Tabii bu hiçbir zaman özgürlüklerin tam olarak kısıtlanması, insanların iletişim özgürlüğünün engellenmesi veya haber alması özgürlüğünün engellenmesi anlamına gelmiyor. Ama maalesef ülkemizde son zamanlarda hükümetin bütün faaliyetlerini, mutlaka kötüye gidileceği ya da özgürlüklerin zayıflatılacağı gibi bir anlama çekme arzusu oluyor.

Bu düzenlemenin kişisel özgürlüğümüzü ve toplumsal güvenliğimizi sağlamak için olduğunu düşünüyorum. Türkiye bir hukuk devleti ve basın özgürlüğü var. Eğer uygulamada hata olursa, her seviyede denetim mekanizmaları var, davalar açılır.”

SARPHAN UZUNOĞLU: BİR KONUDA VERİLECEK CEZA ‘YAPMA’ MESAJI OLACAK

Norveç Arktik Üniversitesi Öğretim Üyesi Sarphan Uzunoğlu ise internetin RTÜK’ün denetimine girmiş olmasını “oldukça karanlık bir tablo” olarak nitelendirdi.

Uzunoğlu, “Türkiye’de RTÜK’ün görünür müdahalelerinin ötesinde bir öz-sansür etkisi olduğu da tartışılmaz bir gerçek. Dizilerde oynayan oyuncuların günlük hayatlarına kadar varan geniş bir öz-sansür mekanizması doğmuş durumda ve bu da hukuki denetimin ‘aşırılıklarından’ kaynaklanıyor” dedi.

“Bence yasanın kapsamı ve gücünü değil, yaratacağı ‘kelebek etkisi’ etrafında yeni medyada çalışanlar üzerinde oluşturulacak baskı/korku rejimi üzerine konuşmalıyız” diyen Uzunoğlu, “RTÜK’ün bir kez bir konuda ceza kesmiş olması, sektördeki diğer herkese de ‘Yapma’ mesajı olacak” şeklinde konuştu.

Hükümet kanadından yapılan açıklamalarda tasarı ile “ülkenin değerlerine ve ahlaki düzenine yönelik yanlışların önüne geçilmesi gerektiği” belirtilmişti. Bu açıklamalara katılmadığını belirten Uzunoğlu, şunları söyledi:

“Bu iş Adnan Hoca ve kediciklerle başladı sözde değil mi? Ne oldu da Motto Müzik’ten Medyascope’a Türkiye’de televizyonculuğun yeni yüzünü oluşturan projeler bir anda hedefe geldi? Bu ‘değerlerimiz’ türküsünü söylemememiz şart.

Öyle ya da böyle medya kurumları öz denetim organlarıyla, meslek örgütleriyle zaten denetimlerini sağlayabilirler. RTÜK günümüzün kişiselleştirilmiş medya deneyimleri dünyasında tarihi geçmiş anlamsız bir kurum. Puhu TV, Blutv ve Netflix’i ‘denetleyememek’ değil, normal televizyonları da mevcut yapıyla denetlemek problem.”

Sayfa Derleme Süresi: 7.7492 saniye