NEDİM ŞENER’İN FETHULLAH GÜLEN KİTABINI ZAMAN YAZARI M. İLHAN ATILGAN YERDİ, CÜNEYT ÖZDEMİR TEBRİK ETTİ

Çıktığı günden beri çok satanlar listesine giren Nedim Şener’in “Ergenekon Belgeleri’nde Fethullah Gülen ve Cemaat” isimli kitabı hakkında Zaman gazetesi yazarı M. İlhan Atılgan, kitabı ve Şener'i eleştiren bir yazı kaleme aldı. Cüneyt Özdemir ise, hem kitabından dolayı Nedim Şener'i hem de eleştirinin düzeyi nedeniyle Zaman gazetesi ve Atılgan'ı tebrik etti.

Daha önce birçok yazar tarafından olumlu eleştirilen alan kitap hakkında yazı kaleme alan M.İlhan Atılgan, Şener’i ve son çalışmasını eleştirdi. Kitap hakkında “yeni bir şey yok” diye eleştiride bulunan Zaman gazetesinin yazısına cevap ise 5N1K programı yapımcısı olan ve istihbarat ve Gülen cemaati hakkında çalışmalar yapan Cüneyt Özdemir’den geldi.

Özdemir dipnot.tv isimli internet sitesinde yayınladığı yazısında meslektaşı Nedim Şener’i kutlarken, özellikle Zaman’ın medeni bir üslup kullanarak eleştiri yapmasını ise övdü.

İşte Zaman gazetesinde çıkan eleştiri ve Cüneyt Özdemir’in yazısı:

 

Gülen hakkında yazmanın dayanılmaz hafifliği
 
M.İLHAN ATILGAN
14/09/2009

Okurlar, Nedim Şener adını Hrant Dink cinayeti üzerine yazdığı kitaptan hatırlayacaklar. Dink cinayeti zanlısı için 20 yıl hapis istenirken, Şener hakkında, yazdığı kitaptan dolayı 28 yıla kadar hapis istemiyle dava açılmış ve gerçeküstücü bir durum ortaya çıkmıştı.

Pek çok meslektaşı üzen bu olaydan sonra, 'mağdur' Nedim Şener'in Ergenekon Belgelerinde Fethullah Gülen ve Cemaat adlı kitabını görünce, onun da "Fethullah Gülen" adını kullanmanın cazibesine kapıldığını düşünmeden edemedim. Doğrusu, kitabı okumaya niyetim yoktu. Ama 4 Eylül 2009 tarihli Radikal Kitap'ta yayımlanan Nedim Şener söyleşisini okuyunca merakımı yenemedim. Ortada gülünç bir söyleşi vardı (Gerçekten 'gülünç'; çünkü Şener o söyleşide kitabının korsanının çıkmamasından yakınıyordu. Kitabın korsan baskısının yapılmamasının sebebi de belli: "cemaat"!); ama Şener'in söylemleri çok iddialıydı. Kitabı okudum ve iddialarının içini dolduramayan, kötü bir metinle karşılaştım. Türkiye'de kötü kitapların çok satması şaşırtıcı değil; ama şimdiden birkaç baskıya ulaşan bu kitabın, görece çok satmasını Gülen ismine (ve kapaktaki resmine!) borçlu olduğunu kimse yadsıyamaz herhalde. Biz kitabın satış başarısına(!) değil de içeriğindeki başarısızlığa bakalım.

Ergenekon Belgelerinde Fethullah Gülen ve Cemaat, kötü bir kitap... Çünkü:

1) Kitapta Gülen'e ilişkin yeni tek bir bilgi yok. İnternetten kolayca ulaşılabilecek raporlar 'kes-kopyala-yapıştır' yöntemiyle bir araya getirilmiş. Bunun yanı sıra raporlar üzerine analizler, özgün tespitler de yok. "Tartışma yaratan soruşturmacı gazetecilik" bu mudur? Bunu yapana olsa olsa tembel ya da kötü gazeteci denir.

2) Ortada özensiz bir metin var. Sıkça yapılan gereksiz tekrarları geçtim; yapılan alıntıların birçoğunun kaynağı belirtilmemiş. Basit bir örnek: Şener, 13 Haziran tarihli Zaman'dan "Yorum sayfasında bir yazarın aktardığı" cümleleri alıntılamış. O yazar kim, yazının başlığı ne? Ben bir okur olarak merak ediyorum ve arşivden o yazıyı araştırmak zorunda değilim. Buna da 'ciddiyetsiz gazetecilik' demeliyiz herhalde.

3) Nedim Şener, "mesleği[ni] dürüstlük, tarafsızlık, objektif bakabilme temelinde" sürdürmeye çalıştığını söylüyor. Bunu başaramadığını söylemeliyim. Kitapta Gülen'i kötülemeyen (ama asla övmeyen), sadece tespit içeren raporlar "övgü dolu" olarak, Gülen hareketini çok büyük bir tehlike olarak tanımlayan raporlar ise "uyarı" ya da "eleştiri" olarak nitelenmiş. Ne yazık ki, seçtiği kelimeler yazarın pek de iddia ettiği gibi tarafsız ol(a)madığını ortaya koyuyor.

4) Kitabın bütününde okurun kafasını karıştıracak bir muğlaklık hâkim. Daha kitabın adından başlayarak Ergenekon sözcüğü ve Fethullah Gülen ismi sürekli yan yana anılıyor. Dahası, CIA'in Gülen'e destek olduğu, şeriat tehlikesi, Gülen hareketinin maddi kaynağının belirsizliği gibi ısıtılıp ısıtılıp sunulan iddialar sıkça dile getiriliyor ama ortada bunların doğruluğuna dair tek bir delil yok. Tam bu noktada, Şener topu okura atıyor; "ben iddiaları aktarırım, gerisi beni ilgilendirmez" tavrında. Gülen'in tamamından beraat ettiği iddiaları bize delil diye sunmaya çalışıyor.

5) Kitabın adı okuru yanıltmasın, Gülen'e ilişkin sayfalar sadece istihbarat raporlarından ibaret değil. Yazar yer yer Gülen hareketinin analizine girişiyor, ne ki entelektüel donanımı buna izin vermiyor. Kitap boyunca Gülen'in telif ettiği eserlere, hakkında yazılmış onlarca çalışmaya da tek bir atıf yok. Buna karşın Şener'in referansları Yalçın Bayer, Ahmet Hakan gibi köşe yazarları! Bu da kitabı herhangi bir entelektüel beklentiyle eline alacak okura şimdiden uyarı olsun!

6) Kitapta bilgi yanlışları var: Bediüzzaman'la Adnan Menderes'in 'yüz yüze' görüştükleri iddiası gibi... Bildiğim kadarıyla böyle bir görüşme hiç gerçekleşmedi. Yazar, bu iddiasına da kaynak göstermediği için bu bilgiyi nereden aldığını bilemiyoruz.

7) Kitapta bilgi yanlışı olmanın ötesinde, 'saçma' iddialar var: Gülen'in aslında İslam hakkında pek bilgi sahibi olmadığı, yurtdışındaki Gülen konferanslarında akademisyenlere parayla makale yazdırıldığı, Gülen'in hayalinin bir Kürt-İslam devleti olduğu gibi... Nedim Şener, raporlardan bu 'saçmalıklar'ı alıntıladıktan sonra hiç oralı olmuyor. "Soruşturmacı" gazeteci ama Gülen'in eserlerini incelemediği için Gülen'in İslam hakkındaki bilgisine dair söyleyecek sözü yok. Peki, Georgetown gibi saygın üniversitelerde ders veren profesörlerin Gülen Hareketi üzerine sundukları bildirileri birkaç bin dolar için yazdıklarına gerçekten inanıyor olabilir mi? Cehaletin bu kadarı mümkün mü, yoksa buna art niyet mi demeli?

Listeyi uzatmak mümkün; "Işık kışlalarında" yetişen "militanlar" gibi, Medyada İslam yazarı Edward Said'i mezarında döndürecek bir yığın bilgisizlik (ya da kötü niyet) örneği... Bu ifadelerin raporlarda geçiyor olması, yazarı temize çıkarmaya yetmiyor. Şener'in kendi cümlelerinin satır aralarında, "şeyh uçmaz, mürit uçurur", "F-tipi", "yandaş" vs. gibi artık Türkçede masumiyetini kaybetmiş deyimler ve sözcükler de yazarın pek tarafsız olmadığının göstergesi. Yazarın taraf olmasına bir itirazım yok, ama kendisine "objektif" deyip büyük bir sırrı ilk kez açıklıyormuş tavrı takınınca, 'cemaat' hakkındaki sorulara "güçlü yanıtlar" verdiğini iddia edince gülünç duruma düşüyor. Nedim Şener, özensiz bir kitaba imza atmış ve dersini iyi çalışmamış. Mesele bundan ibaret. Benim gibi kitabı merak eden okurlara içten bir hatırlatma: Ortada merak edilecek bir şey yok.
 

CÜNEYT ÖZDEMİR/dipnot.tv

BRAVO SANA ZAMAN

Geçen yıllar içinde gazeteci arkadaşlarımın sayısında ciddi bir düşüş var. Bazen yeni bir meslektaşla tanışıyorum, usulca kapılarımı açıp içeri ‘buyur’ ediyorum. Kimi zamanda yılların dostlarının arkasından kapıyı usulca kapatıp, kilidi çeviriyorum.

Bizim meslekte doğru arkadaşlar bulmak inanın çok çok zor.

Yine de arada bir de olsa görüştüğüm ve ne zaman görüşsek sanki daha dün görüşmüşüz gibi konuştuğum gazeteci dostlarım hala var.

Nedim Şener işte bunlardan bir tanesi.  O kitap yazar gider alır ilk ben okurum, ben kitap yazarım gider alır ilk o okur. İkimizin de ilgi alanları ve gazetecilik maceramız paralel gider. Ama her aslanın da bir yoğurt yiyişi var bakın. Nüanslar ayırsa da fikirlerimiz her zaman çakışmasa da merak edip bilgi sahibi olduğumuz konular aynıdır.

Ancak bir derdimiz var.  

Nedim Şener ile telefonda doğru düzgün konuşamıyoruz. Zira ikimiz de kendi telefonlarımızın dinlendiğinden eminiz. Nedim yazdığı kitap nedeni ile 28 yıl gibi gerçeküstü bir hapis cezası ile yargılanıyor.

Türkiye’nin yeni kuşaktaki en iyi araştırmacı gazetecisinin böylesine bir ceza ile yargılanması mesleğimiz adına utunç verici.

Ancak görünen o ki bu bile Nedim’i yıldırmış değil. Bir bakıyorum Nedim yeni ve iddialı bir kitap daha yazmış. En son yazın ortasında “Ergenekon Belgelerinde Fethullah Gülen ve Cemaat” adında yeni bir kitap yazdığını görünce yine her zamanki gibi buldum, aldım, okudum.

Sonra kendisi ile telefonda bizi dinleyenler eşliğinde konuşurken cesaretinden dolayı tebrik ettim.

Sonra da düşündüm ‘ne zamandır kitap yazan namuslu gazetecileri bu yüzden tebrik etmek zorunda kalıyoruz?’diye..

Farkında mısınız Türkiye’de muhalefet başlı başına bir cesarete dönüşmeye başladı.

Hele bazı konularda kalem oynatınca bir bakıyorsunuz bambaşka bir komplonun, iftiranın ve elbette yafta’nın içinde kalmışsınız.

Korkunç bir korku atmosferi.

Nedim bu kitabı yayınladıktan sonra da başına bir şey gelmesinden korktum.

Taa ki Pazartesi yayınlanan Zaman gazetesini alıp okuyana kadar. M. İlhan Atılgan, Nedim Şener’in kitabını almış, okumuş ve bir eleştiri yazmış.

Beğenmemiş. 

Neden beğenmediğini de tek tek yazmış.

Katılırsınız katılmazsınız ama ‘işte olay budur’.

Zira bir kitabı beğenmezseniz yapmanız gereken en demokratik tepki neden beğenmediğinizi yazmaktır. 

Size yüzde yüz karşı bile olsa bir yazarı yaftalamak, iftira atmak , komplolar kurmak ve en fecisi fantastik cezalarla yargılamak ne bunu yapanlara ne de Türkiye’ye yakışıyor.

Ben Zaman’ın bu tavrını sevdim bakın.

Zaman yazarları ile  başta genel yayın yönetmeni olmak üzere polemiğe giriyorum girmesine ama yazdıklarına katılmasam da böylesine düzgün eleştiriye her zaman kapım açık.

Oturup korkusuzca yeni bir kitap yazdığın için ellerine sağlık Nedim Şener kardeşim. Sen de bu kitabı okuyup beğenmediğini gayet sade ve güzel üslupla anlattığın için sana da helal olsun M. İlhan Atılgan kardeşim.

Bunu birazdan açıp Nedim’e de aynen böyle söyleyeceğim. Keşke onlar da bu sürreal davayı fikirleri tamamen zıt olsa da bir gazeteciye hiç açmasalardı.

Bizi dinleyenlerin dışında sizin de haberiniz olsun istedim.

 

Sayfa Derleme Süresi: 8.2840 saniye