İlber Ortaylı anlattı: Atatürk’ün hayalindeki ülke

Türkiye Cumhuriyeti bugün 95’inci yaşını kutluyor.

İlber Ortaylı anlattı: Atatürk’ün hayalindeki ülke

Hürriyet Gazetesi'nden İpek Özbey, Galatasaray Üniversitesi ve MEF Üniversitesi öğretim üyesi, Hürriyet yazarı Prof. Dr. İlber Ortaylı ile 1923 Türkiyesinin koşullarını, Cumhuriyet sürecini ve gündemdeki tartışmaları konuştu.

İpek ÖZBEY / HÜRRİYET

İlber Ortaylı: Atatürk’ün hayalindeki ülke

İlan edildiğinde Cumhuriyet’in halkta bir karşılığı var mıydı, yeni rejimin ne olduğu biliniyor muydu?

Cumhuriyet fikri biliniyordu. İyi yönde bilenler, “Çok isteriz” diye abartanlar, ‘kötülüklerin anası’ diye görüp mutlak olarak karşı çıkanlar vardı. Cumhuriyet’e karşı çıkanlar “Bin yıllık saltanatımız, âdetlerimiz gidecek” diye düşünenler değil, “Bu zındıklık, Frenk icadı” diye bakanlardı. O zaman tabii bir garip fetva mekanizması işliyor, bu çok enteresan...

Ne diyor fetva makamı?

“Cumhuriyet İslam’a en yakın rejimdir.” Diyeceksin ki “Orada nasıl hilafet, babadan oğula geçen monarşi söz konusu”, onun cevabı yok. Ama şurası bir gerçek ki Türkiye Cumhuriyeti ilan edildiği zaman Asya’nın çok büyük kısmı koloniydi ya da başkasının idaresi altındaydı. Mevcut şeklen bağımsız diyeceğimiz devletlerin çoğu kendi monarşileri tarafından idare ediliyordu. Hatta bu, Osmanlı’dan yeni ayrılan Arap ülkeleri için de söz konusuydu. Efendim, cumhuriyet ilk önce Azerbaycan’da çıktı, Kazan-Başkır Cumhuriyetleri oldu Tataristan. Ancak bunların hepsinin sonu geldi. Oralarda cumhuriyet, Sovyet idaresinin alt kompartımanları şeklinde tezahür etti. Cumhuriyet 1923’te Türkiye’de kuruldu. Zannediyorum asayişi sağlama, teşkilatlanma konusundaki zengin devlet geleneği bu işe yardımcı oldu. Cumhuriyet idaresi devam etti. Cumhuriyet’in mağduru olacak Osmanlı ailesi sürgüne gitti, ancak bunların Cumhuriyet rejimi aleyhinde çalıştıkları pek görülmedi. Hatta seslerini bile çıkarmıyorlar, bunu ayıp addediyorlardı.

‘Frenk icadı’ diyenlerin dışında tartışılan bir sistem olmadı yani...

Evet, ama burada tartışmanın ikinci safhası başlıyor: Cumhuriyet çok partili olacak! Olması için kurucusu gayret ediyor ama olmuyor. İstiklâl Harbi komutanları bile daha ilk denemede karşı gruplarda yer alıyorlar. 1930’da tekrarlanıyor, ikinci partiyi neredeyse devlet kendisi kurdurduğu halde çok değişik kombinasyonlar ortaya çıkıyor. Birincisinde ittihatçı ve şeriatçı diyebileceğimiz bir zümre Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nda, ikinci deneyimde Serbest Fırka’da şeriata yakın, onu isteyen veya bundan mağdur olduğunu düşünen zümrelerle solcular bir araya geliyor. Partiyi götürenler de liberaller. Buradaki çatışmalar çok başka gidiyor. Mesela Dersim ayaklanması ile Şeyh Said ayaklanmasını aynı yere koyamazsın. Bugünlerde bir gazetede okudum, “Biz Maraş’taki Sütçü İmam ile Şeyh Said’den geliyoruz” diyor. Ne alakası var. Böyle bir zihniyet yaşıyor bu memlekette.

Röportajın devamını okumak için TIKLAYIN

Sayfa Derleme Süresi: 3.3213 saniye