Erdil Yaşaroğlu: Penguen’i 2 sene önce kapatmamız gerekiyordu

Medyatava ÖzelPenguen dergisinin kurucularından Erdil Yaşaroğlu, Medyatava’dan Canan Kaya’nın sorularını yanıtladı.

Erdil Yaşaroğlu: Penguen’i 2 sene önce kapatmamız gerekiyordu

Karikatürün üstadı Oğuz Aral’ın öğrencileri Selçuk Erdem, Erdil Yaşaroğlu, Metin Üstündağ ve Bahadır Baruter’in Eylül 2002’de kurduğu haftalık mizah dergisi Penguen, 1 hafta önce okuyucularına veda edeceğini duyurdu… Derginin Twitter hesabından yaptığı duyuruyla son 4 sayısına girdiğini açıklaması, okuyucularda şok etkisi yarattı.

Penguen’in şu anki yöneticileri Erdil Yaşaroğlu ve Selçuk Erdem, bu hafta çıkan yeni sayısında kapanma nedeninin mali sebeplerden kaynaklandığını açıkladı. Bu açıklamanın hemen ardından okuyucular tarafından sosyal medyada Penguen için destek kampanyası başlatıldı. #PenguenKapanmasın hashtag’iyle başlatılan kampanya ile ‘Penguen alın’ çağrısı yapıldı.

Bir süredir davalarla boğuşan dergi, basılı yayına olan ilginin de azalmasıyla raflardaki yerini boş bırakıyor… Peki Penguen tamamen mi kapanıyor? Satılacağı yönündeki iddialar doğru mu? Dergi, siyasi baskıya mı direnemedi? Yazar, çizer ve çalışanların durumu ne olacak? Dergi son 3 sayısında nelere yer verecek?

Medyatava editörü Canan Kaya, tüm bu soruların yanıtlarını Erdil Yaşaroğlu’na sordu…

Söze geçmiş olsun diyerek başlayalım… En az sizler kadar bizler de çok üzüldük. Peki neden böyle oldu?

Evet, çok üzücü… Okuyucularla birlikte yarattığımız bir Penguen var. Onlar olmasa zaten biz hiçbir şey değiliz. Bunu kapatma kararı almak kolay bir şey değil. Ama çok korkunç bir şey de yok aslında.

Neden?

Ben pozitif bir adamım, bardak hep doludur benim için. Şöyle bir gerçek var ki nesli tükenen mesleklerden bir tanesine sahip değiliz. Ben toprağa gittiğimde karikatürde benimle birlikte ölecek diye bir durum yok. Ben, Selçuk Erdem ve buradaki diğer yazar çizerlerin hiçbiri mizahı bırakmayacak. En iyi bildiğimiz şey bu. Sadece Penguen’in bu alışık olduğumuz, kokusunu sevdiğimiz, üzerinde simit yediğimiz, tuvalette okuduğumuz fiziksel hali artık tercih edilmiyor.

"YAYINA DİJİTALDE DEVAM EDECEĞİZ"

Dijitalde devam edeceksiniz o halde?

Sonra dijitalde devam edeceğiz o ayrı ama şöyle tercih edilmiyor; sadece bizde değil tüm dünyada bu böyle, tiraj düşüyor. Artık dijital dünya diye bir şey var.

Dergi piyasası da bir süredir can çekişiyor zaten…

Aynen öyle… Aslında dergiyi 2 sene önce kapatmamız gerekiyordu işin ekonomik boyutuna bakarsak.

"İÇERİĞİ AZALTMAK BİZİ MUTLU ETMEDİ"

Yani 2 yıl önce mi gündeme gelmişti kapatma kararı?

Hayır, öyle bir karar almamıştık. 2 yıl önce ‘dergi bu şekilde zarar ediyor’ dedik ama kapatmak da istemedik. Biz çizerler olarak diğer yaptığımız işlerden buraya para aktararak devam ettik. Ama biz çok zengin adamlar da değiliz. Çalışıp çalışıp o boşluğu kapatamayacak kadar büyümeye başladı. Bundan sonra yapmamız gereken şey de içeriği azaltmak ve zayıflatmak noktasına gelmişti. Fakat bu da hiçbirimizin hoşuna giden bir durum olmadı. Yani 15 sene düzgün yaptık, şimdi dergiyi böyle sündürmek bizi mutlu etmedi. En büyük nedeni buydu…

Peki ya siyasi baskılar?

Eskisi gibi özgür çizemiyorduk tabii. Türkiye gerçekleri var, Olağanüstü Hal’desin, politikacıları çizemiyorsun. Eskiden yine çiziyorduk politikacıları ama şimdi durum da değişti.

"AÇILAN DAVALAR BİZE ZARAR VERECEK BOYUTTA DEĞİL"

Ne zamandır bu durumu yoğun bir şekilde hissediyorsunuz?

Bir kere net bir baskı yok. O anlamda hiç haklarını yemek istemem. Bize davalar açılıyor, bir bölümünü kazandık, devam edenler de var ama çok abartılı sayıda değil. Şimdiye kadar açılan davalar bize zarar verecek durumda değil. Onları bir şekilde karşılarız. Asıl mesele elinin kolunun bağlanması. Çizer olarak rahat çizemiyorsun. Otosansür değil, net kanunlar var. Mesela, Cumhurbaşkanımız Cumhurbaşkanı fakat politikacı gibi davranıyor. Bundan sonra da politikacı olacak yeni sistemle birlikte ama aynı zamanda da Cumhurbaşkanı… Cumhurbaşkanını da asla çizemiyorsun, çünkü koruma kanunları var. Kanuna karşı gelemezsin. Ama asıl keyfimizi kaçıran şey de şu; biz cesur olduk ancak o cesurluk durumu politikacıya karşıydı. Çünkü kanunen onu eleştirme ve karikatürünü çizme hakkımız vardı. Şu anda yasal olarak o hakkımız da yok.

*Soldan sağaGülsüm Akşit, Erdil Yaşaroğlu ve Selçuk Erdem

Başka ne vardı canınızı sıkan?

Bir de sizin hiç yaşamadığınız, bizim yaşadığımız bir durum var. Mesela biz pazartesi günü dergi hazırlıyoruz, çarşamba yayınlanıyor. Konuları çizmeye başlıyoruz, dergiyi yayınlayana kadar onlar sokakta, internette, televizyonda her yerde konuşuluyor bitiyor. Sonra biz çıkıp “Bizim de bir şakamız vardı” diyoruz. Ama biz onu geçtik… Çünkü Türkiye o kadar acayip bir ülke ki günde 3 kere sezon finali yaşıyoruz. Allah’tan şu aralar çok şanslıyız ki pek fazla bir olay yok, inşallah da hep böyle gider. Bir de okuyucunun artık burada olmaması da işin eğlencesini kaçırıyor. Tirajlar düştü…

En yüksek tirajınız neydi?

Bizim en çok sattığımız zamanlar 70-80 binlerdi. Bunlar Türkiye şartlarında çok güzel rakamlar.

Hangi yıllarda gördünüz o rakamları?

3-4 sene öncesine kadar böyleydi.

"EN YÜKSEK TİRAJIMIZ GEZİ DÖNEMİNDEYDİ"

Peki en çok tiraj getiren kapak hangisiydi?

Gezi dönemiydi… Çünkü o dönemde etkileşim çok artmıştı. Deli gibi televizyon izleniyordu, gazete okunuyordu ve insanlar sosyal medyada çok aktifti. Bir yandan da sıkıntılı bir durum var herkes için ve insanlar rahatlamak istiyordu. Dolayısıyla tiraj o zamandan bu zamana düşmeye başlayınca işin keyfi de kaçıyor haliyle. Hem maddi hem de manevi olarak… Şimdi ise kendi Facebook sayfamda bir karikatür paylaşıyorum 5 milyon kişi görüyor. Ama bu hem iyi hem de kötü…

İyi ve kötü yanları neler?

Kötü tarafı şu; okuyucunun dışındaki bir kitleye de ulaşıyorsun. Bu kötü tarafı çünkü senin hiçbir zaman background’ını bilmeyen, ne niyetle onu çizdiğini bilmeyen, karikatürün mizahın dilini bilmeyen kitleye ulaştığında o seni külliyen yanlış anlıyor. Bir yandan en güzeli de okuyucun olmayan kitleye ulaşmak… Son yıllarda karikatürü en çok okuyun kim biliyor musun, polis ve güvenlik görevlileri…

Nedeni ne olabilir?

Çünkü bekliyorlar ve gençler. Ya bir kabinde ya bir yerde bekleyerek geçiyor hayatları. Tek eğlenceleri elindeki telefonları. Sürekli sosyal medyadalar ve sosyal medya dendiği zamanda içeriğin önemli bir bölümü karikatür… Oradan biz okuyucu kazanmaya başladık, bu çok güzel. Sadece onlar da değil, hayatında hiç karikatür tercih etmemiş insanlar karikatür görmeye başladı. Mesela Mersin’e gittiğimde teyzelerde benzer durumla karşılaştım. “Teyze nereden okuyorsun Penguen’i” diye sorduğumda “Face'ten” diyorlardı…

Peki ‘davalar bize zarar verecek boyutta değil’ dediniz ama şimdiye kadar ödediğiniz en yüksek para cezası neydi?

Öyle çok büyük cezalar yok. Sarsan bir şey yok. Mesele davalar değil, tamamen bu mecranın yer değiştirmesi. Üzülüyorum elbette kağıda veda etmemize. Ama bir yandan da ‘bu kadar ağacı kesmemize ne gerek var’ da diyorum…

Penguen’in kapanacağı haberleri duyulunca kimler aradı? Siyasilerden arayanlar oldu mu?

Eş-dost çok arayan oldu. Okuyucular sürekli arıyorlar…

Sosyal medyada destek kampanyası da başlattı okuyucular…

Çok teşekkür ediyorum onlara, harikalar… Birçok firma sahibi arkadaşlarımız da aradı destek vermek için ama biz Penguen dergisi olarak her zaman bağımsız yaşadık. Sadece okuyucuya bağımlı yaşadık. Biz reklam veya bir sponsor istemedik hiçbir zaman.

"ÖZGÜRLÜĞÜMÜZÜN ELİMİZDEN ALINMASINI İSTEMEDİK"

Kendi yağınızla kavruldunuz yani…

Aynen öyle. Çünkü gerçeği bu. Ben buraya bir reklam alırsam onu eleştiremem ve bu özgürlüğümün elimden alınmasını istemiyorum. Biz okuyucuyla hep böyle bir sohbet içindeydik. Ama dijitalde bu mantık değişiyor. Değişmek zorunda çünkü başka gelir kaynağı yok. Dijitalde de bir şey satmak istemiyoruz. Çünkü kimse para vermek istemiyor. Bari reklama birazcık katlansınlar.

Kaç çalışanınız var?

20 tane yazar çizer var. İdari kadromuzda da 10 kişi çalışıyor.

Çoğu işsiz kalacak tabii bu durumda…

Devam edeceğimiz arkadaşlarımız olacak. Farklı projeler yapabiliriz onlarla. Çizerlerden de inşallah olur. Ama şu var tabii; biz bir şekilde PenguenApp’e devam etmek istiyoruz. 6 ay önce başladık ona. Bize destek olmak istiyorsanız App’i indirin, oradan okumaya devam edin, biz orada olacağız diyoruz. Şu dergiyi yaşatamıyoruz, bari onu yaşatırsak tekrar o çizgi ve dergi ruhunu ayakta tutabiliriz. Çünkü orada bizim reklamlarla filan bir gelir modeli oluşturmamız lazım ki buradaki insanlar başka bir iş yapmadan sevdikleri işi yapma şansını elde edebilsin.

"SATIŞ İDDİALARI DOĞRU DEĞİL"

Satış iddiaları da gündeme geldi. Herhangi bir satış görüşmesi yaptınız mı?

Penguen’i mi satacakmışız?

Evet…

Hiç öyle bir durum yok. Ama şu oldu tabii… Bir takım firmalar geldi, almak değil de nasıl destek olabiliriz düşüncesiyle görüştüler. Çok büyük firmalar gayet iyi niyetli bir şekilde destek olmak istediler. Ama biz istemedik. Çünkü bağımsız kalmak istiyoruz. Bir de sürdürülebilir bir durum değil bu. Makineye bağlı yaşamak istemiyoruz.

Bundan sonraki süreçte tekrar baskıya dönmek gibi bir düşünceniz de yok o halde…

Bilemem, bunun tarihi sorumluluğunu alamam. 30 sene sonra benimle dalga geçmesinler... Ancak şu anda teknik olarak bir karşılığı yok. Çünkü ben de artık kağıttan bir şey okumuyorum. Sadece mizah dergilerine bakıyorum. Ama mesela PDF’ten abonelik satın alarak dergileri gazeteleri öyle okuyorum şu anda. Fakat yeni nesil onu da almıyor, direkt sosyal medyadan veya ücretsiz içerikten veya reklamlı içerikten takip ediyor. Bu ileriye doğru baskının yükseleceği gibi intibanın olmadığını gösteriyor. Çünkü mücadele ettiği yer çok daha eğlenceli ve ucuz bir alan. Ben de aslında bir çizer olarak dijitali tercih ediyorum bir şekilde. Hem daha çok insana ulaşıyorsun, hem de bir şey çizdikten 1 dakika sonra okuyucuya ulaştırabiliyorsun. Bir de dijitalde her şeyi yapabilme imkanı var. Ses, video, çizgi film gibi çok daha fazla alternatif var.

Videolu bir şeyler yapacaksınız o halde… Ne gibi yenilikler olacak?

Bilmiyorum, ileride yapabiliriz. Şu anda yapmak istediğimiz o PenguenApp’in içerisine çizmeye devam edeceğiz. Orayı geliştireceğiz. Bence dergi mizahının yeni versiyonu o taraf olacak.

Peki en sevdiğiniz kapak hangisiydi?

Bu zor bir soru. Çünkü az evvel kapaklara baktık hep birlikte ‘bu da varmış, bu da varmış’ dedik hep birlikte. Çok güzel kapaklarımız var canım, burada ukalalık edeceğim. Ama şu diyeceğim bir kapak var mı bilemiyorum şimdi. Genelde son yaptığımız en taze olduğu için o gelir aklımıza.

Mesela ‘şu efsane olmuştu’ dediğiniz yok mu?

Ben şimdi var diyeceğim, okuyucu diyecek ki ‘olur mu şu var…’ Ben de ‘aa hakikaten o da vardı’ diyeceğim, üzüleceğim… “En sevdiğin 20 kapak var mı” desen daha kolay soru…

‘En sevdiğiniz 20 kapak’ diye soruyorum o halde… İlk 5 de olur…

Şimdi oldu… (Gülüyor)

*Israrlarımın ardından Erdil Yaşaroğlu 7 kapakta karar kılıyor... İşte, Yaşaoğlu'nun favori kapakları...

"Erdil Yaşaroğlu'nun favori 7 kapağı!"

Peki okuyucularınıza nasıl bir mesaj yollamak istersiniz?

Bu bir gelenek… 1800’lerin sonundan Osmanlı’dan bu yana yaşayan bir gelenek dergicilik Türkiye’de. Bizim geleneğimiz de onun bir kırılımı olan Oğuz Abi’nin (Oğuz Aral) sarı mizahından geliyor. GırGır çıktığında sarı siyahtı ya, biz ona kendi aramızda sarı mizah diyoruz. Şimdi onun yavaş yavaş sonuna geliyoruz galiba. Umarım öyle olmaz. Birinci diyeceğim; kalan dergilere sahip çıkın… Önemli, çünkü bunun yaşaması lazım. İkinci diyeceğim; evet mizah şekil değiştiriyor, bu dergiden değil ama internetten de okumaya devam etmek istiyorsanız, üreten mizahçıyı desteklemeniz lazım. Çalıp çırpanı değil. O korsanlık durumu çok konuşuluyor ediyor, bizde de çok gerçek.

Nasıl yani?

Penguen’in Instagram hesabı atıyorum 300 bin, bizim karikatürleri çalarak yayınlayan hesabın 3 milyon, 4 milyon takipçisi var. Böyle olunca kendi bacağına kurşun sıkıyor. Sen oradan okumaya devam edersen biz çizememeye başlayacağız. Daha da tirajik olanı, onlardan bazıları da destek kampanyasına katıldılar. Üstelik biz cebimizden para harcayarak dergiyi çıkartırken, bunlar para kazanıyorlar. Bu haksızlık…

"BİZ YAZIP ÇİZMEYE DEVAM EDECEĞİZ"

Bir de sizi hedef gösterenler var tabii… Bu haftaki sayınızda yayınladığınız açıklamada onlara bir cevap vermişsiniz ama ek olarak söyleyeceğiniz bir şeyler var mı?

Hiç sevinmesinler. Biz yazıp çizmeye devam edeceğiz. Sevinecekleri bir durum yok…

Önümüzdeki haftalarda çıkacak olan son 3 sayıyla ilgili tüyo alabilir miyiz?

Elimizden geldiğince son sayıları iyi yapmaya çalışıyoruz. Son 4 sayı diye de duyurmayacaktık aslında. Mecbur kaldık söylemeye. Çünkü bir şekilde çalıştığımız firmalara söylememiz lazım sözleşmemiz gereği. Dolayısıyla bir şekilde haber yayıldı. Basında da yer alınca bari bizden duysunlar dedik ve bir açıklama yaptık. Şimdi son 4 sayı dedik, şimdi 3 sayı kaldı… Son 3 sayıyı iyi yapmaya çalışıyoruz çünkü artık bunlar koleksiyon sayıları…

*Penguen'in bu haftaki kapağı...

Son hafta çıkacak olan sayıda neler olacak peki?

Tam konuşmadık ama herkesin kendi macerasını, neler hissettiğini yazacağı çizeceği özel bir sayı yapacağız.

"SON KAPAĞIN ŞAKASI HAZIR"

Kapakta ne olacak?

Kapak hazır şu anda… Onun şakasını bulduk. Çok duygusal bir anda çıkmış bir şey. Veda kararını aldığımız anda kapak da hazırdı…

 

Canan Kaya / Medyatava 

canankaya@medyatava.com

 

 

 

 

 

Teknolojik İşler Ofisi

Sayfa Derleme Süresi: 0.0442 saniye