‘Efsane Yazı İşleri Müdürü’ anısına bir ‘küçük’ düzeltme'

Uygar Eremektar, geçtiğimiz günlerde yitirdiğimiz usta gazeteci Okay Gönensin'in ardından kaleme aldığı yazıda, Gönensin'le olan iki anısını paylaşmıştı...

Google Haberlere Abone ol
‘Efsane Yazı İşleri Müdürü’ anısına bir ‘küçük’ düzeltme'

Star TV eski Genel Yayın Koordinatörü Uygar Eremektar, geçtiğimiz günlerde geçirdiği kalp krizi nedeniyle yaşamını yitiren usta gazeteci Okay Gönensin'in ardından duygusal bir yazı kaleme almıştı...



Yazısında, Cumhuriyet gazetesinde Gönensin'le birlikte çalıştığı yıllarda yaşadığı anısını aktaran Eremektar, Milliyet gazetesi yazarı Mehmet Tezkan'ın olayı farklı aktardığını belirterek yazsını düzeltti.



İşte, Eremektar'ın o düzeltme yazısı:



"Efsane Yazı İşleri Müdürü" anısına bir ‘küçük’ düzeltme



Okay Abi’nin hayatını kaybettiğini öğrendiğimde, kaleme sarılıp, meslek hayatımı şekillendiren o geceyi yazdım. Olof Palme’nin öldürüldüğü gece Cumhuriyet Gazetesi’nde yaşananları. Önce Medyatava yayınladı. Sonra bir ara facebook’a koydum.



14 Temmuz, yani dün, Zincirlikuyu Mezarlığı’nın içindeki camiiden, fiziki anlamda son görevimizi yapıp eve döndüğümde, ‘kim ne yazmış’ diye internette dolaşmaya başladım ki, neye uğradığımı şaşırdım. Çünkü Mehmet Tezkan’ın Milliyet Gazetesi’ndeki köşe yazısını okudum.



“Efsane Yazı İşleri Müdürüne Veda” başlıklı yazıda, Mehmet Tezkan olayı farklı aktarmıştı. Kendisinin gece sorumlusu olduğunu, haberin ajanstan geldiğini ve “ne var ne yok” diye arayan Okay Abi’nin “Manşeti hazırla hemen geliyorum” dediğini... O bölümü de şöyle bitirmişti: “Çoğu gazeteci benim başarım zannetti, valla çaktırmadım. Okay Abi de havamı bozmadı”.



Yani olayı gece sorumlusu Mustafa Sağlamer’in yerine kendisini koyarak aktarmıştı.



Sağlamer’i aradım. Ve o geceyi asıl başkahramanlarından birine, Mustafa Sağlamer’in kendisine tekrar doğrulattım. Hatta Sağlamer “küçük bir ayrıntıyı aktarmamışsın ama onu bilemezdin zaten” diyerek, haberi vermek için arayanın asıl dönemin başçizeri Ali Ulvi Ersoy olduğunu, “yahu bizim çocuk bir şeyler duymuş radyoda bir dinlesene şunu” diyerek oğlu Tarık Ersoy’u telefona verdiğini anlattı.



Yüzü hep bembeyaz olduğu için ‘ölü’ diye çağırılan pikajör Mehmet Özkan’la da görüştüm. O da o geceyi bizimle yaşayanlardandı.



Böylece Olof Palme’nin öldürüldüğü haberinin geldiği gece Cumhuriyet’te yaşananları, bir kez daha ayrıntılarıyla doğrulatmış oldum.



Mehmet Tezkan’ın, gazeteci olmanın bize verdiği sorumlulukla, hafızasını tazeleyeceğine ve yine hafızasının kendisine oynadığı bu küçük oyunu düzelteceğine inanıyorum. Tarihi bir gecenin, tarihte olanca gerçekliğiyle yer alması için. Çünkü gazeteler tarihe ışık tutan yazılı kayıtlardır.



 



Uygar Eremektar "


Sıradaki Haber İçin Sürükleyin