Bu roman sosyal medyada ‘devriliş akımı’nı başlattı!

Medyatava ÖzelSosyal medyada viral akıma dönüşen kitabın yazarı Özlem Alkan K, MedyaTava’nın sorularını yanıtladı.

Bu roman sosyal medyada ‘devriliş akımı’nı başlattı!

Özlem Alkan K'nın Doğan Kitap tarafından yayımlanan ilk romanı “Ağır Bir Şeyin Fazla Gürültü Çıkarmadan Devrilişi”, evlilik, cinsellik, yakınlık ve kendi gibi olabilmek kavramlarını açıklık ve cüretle ele alıyor. Yayınlandığı ilk haftada ilk baskısı tükenen roman, kurulu düzenin tam göbeğinde ama en çok da kendi kafası içinde yaşayan Mine karakteri üzerinden özellikle Türkiye’de kadın olmanın anlamını, evliliğin ve aşkın sınırlarını sorguluyor.

Reklam dünyasının deneyimli ismi Ayşe Bali’nin hazırladığı kapak tasarımıyla da kitap, sosyal medyada fenomen bir “devrilme” fotoğraf akımını başlattı. Bali’nin Instagram’a koyduğu devrilme fotoğrafları kısa zamanda viral akıma dönüştü. Yazar Özlem Alkan, MedyaTava’nın kitap ve sosyal medyadaki akım üzerine sorularını yanıtladı.

-Ağır Bir Şeyin Fazla Gürültü Çıkarmadan Devrilişi'nde Mine’nin yaşadıklarının bire bir hissettiriyorsunuz ve hikayenin içine dahil oluyoruz, sosyal medya viralinizle de okuyucuları da kitabın bir parçası olarak dahil etmeyi başardınız. Gerçekleşme sürecini anlatır mısınız, nereden yayılmaya başladı devriliş akımı?

Aslına bakarsanız benimle pek alakası yok. Kitabımın kapak tasarımını yapan arkadaşım Ayşe Bâli, tasarım için çalışırken kendisinin farklı devriliş fotoğraflarını çekmiş. Kitap yayınlandığında Instagram'da paylaşmaya başladı. Bunu gören bir başka arkadaşım bir kitapçıda devrildiği fotoğrafını, bir diğeri de koşu parkurunda yere devrilmiş fotoğrafını paylaştı. Bu şekilde önce arkadaşlarım, sonra Ayşe'nin ajanstaki arkadaşları derken bir kaç gün içinde hiç tanımadığım insanlar birbirlerinden esinlenerek farklı devriliş fotoğrafları ve videoları çekip paylaşmaya başladı. Şimdiye kadar çekilen devriliş fotoğraflarının sayısı sanırım yüzleri bulmuştur.

BU KİTAPTAN SERGİ ÇIKAR

-Bu akımdan bir sergi çıkar mı sizce? Ya da nereye varmasını bekliyorsunuz?

Kesinlikle çıkar. Belki kitabı ilk aşamada yaratıcı kesimin duyup okumuş olmasının da etkisiyle şaşırtıcı mizansenler, hepsi belli bir estetik değer içeren fotoğraflar ortaya çıktı. Devriliş akımının benim için en anlamlı yönü bir kampanya ya da strateji sonucunda değil tamamen kendiliğinden gelişmiş olması. İnsanların hiçbir başka motivasyonları olmadan, yaratıcı bir işi, yine böyle yaratıcı işlerle beslemeleri beni çok mutlu ediyor. Başlangıcı ve dalga dalga yayılması bana sürpriz oldu, bundan sonrası için de bir amacım, planım yok ama hepsinin bir arada, ortak dillerini ortaya koyacak, bir hikaye oluşturacak şekilde görülmelerini çok isterim. Bunu en azından kendim için yapmak, fotoğrafları bastırıp kaydını tutmak istiyorum.

-Kitabı yazarken ya da sonrasında okuru da işin içine dahil etme düşünceniz var mıydı, daha interaktif bir kurgusu olsun istediniz mi?

Ağır Bir Şeyin Fazla Gürültü Çıkarmadan Devrilişi'ni yazarken bunlar hiç aklımda yoktu. Kitabı kendim için, yayınevine gönderir miyim, basılır mı, o aşamaları bile düşünmeden yazdım. “Kendi okumak istediğiniz kitabı yazın” diye bir klişe yazar tavsiyesi vardır, aynen öyle yaptım. Yazarken şimdiye kadar neyi okumadıysam, kendi hayatımla, kafamı kurcalayan meselelerle ilgili neyin cevabını bulamadıysam onları aradım. Meğer benim gibi ne çok insan varmış da haberim yokmuş. “Tam benim hissettiklerimi yazmışsınız. Aklımdan geçenleri nasıl bildiniz?” diye aldığım mesajların haddi hesabı yok. Pek çoğumuzun içinde Mine, Mine'nin güvenli dünyasında yaşadığı tedirginlik, o gürültüsüz devrilişten kalan kırık parçalar varmış demek ki. Yani ben okuru düşünmeden yazdım ama çok mutluyum ki romanım kendisini anlayan okuru buldu.

İNSANLARIN DEVRİLMEYE İHTİYACI VARMIŞ

-Şehirli insanın kitapta yaşananların, özellikle hisler ve çıkmazlar anlamında, farklı versiyonlarını yaşadığını düşünecek olursak paylaşımlardan oluşan çıkarımlarınız nelerdir?

Metinlerin görsel karşılığını çok önemsiyorum. Pek çok sahneyi gözümde canlandırarak yazıyorum. Yine aynı sebeple, romanın adı çok uzun olduğu halde, kapak tasarımında tipografi yerine fotoğraf kullanmak istedim. Ama devriliş fikrinin bu kadar farklı ve yaratıcı görsel karşılıklarının ortaya çıkacağını hiç aklıma getirmezdim. Demek ki insanların devrilmeye ihtiyacı varmış, daha doğrusu böyle yaratıcı bir amaç için ortak bir ruhta buluşmaya ihtiyaçları varmış. Dediğim gibi, benzer bir duygu hissetmiş, ifade etme gereği duymuş olmalılar ki kendiliklerinden böyle bir işe giriştiler, çabucak benimsediler.

-Kitapta sosyal medya hakimiyeti söz konusu değil, sosyal medyanın ilişkileri etkilediğini düşünüyor musunuz?

Evet, romanda sosyal medya yer almıyor ama biri neredeyse tamamı email, diğeri de telefon üzerinden gerçekleşen iki ilişki var. Bunların sosyal medyada gelişen ilişkilere çok benzer tarafları var. Zygmunt Bauman 'Akışkan Aşk' kitabında "Nitelik hayal kırıklığına uğrattığında selameti nicelikte ararız. Taahhütler anlamdan yoksun olduğunda ve ilişkiler güvene layık olmaktan çıkıp sürme şansları pek az olduğunda,partnerlerin yerine ağları geçirmeye daha meyyal oluruz." diyor. Emin karakterini kitaba birbirini görmeden, dokunmadan, tek bir hat üzerinde gelişen bir ilişki neye benzer, bunu araştırmak için koydum. Emin'le Mine'nin ilişkisi pekala twitter'da da oluşmuş olabilirdi. Bu ilişki ne kadar gerçek, ne kadar güvenilirdir? İki insanın buluşup sohbet etmelerinden farkı nedir? Emin ve Mine'ye sağladığı avantajlar, içerdiği tehlikeler nedir? Bunları sorgulamak için yazdım. Sadece sözcüklerden, fotoğraflardan meydana gelen, hayatın zorlu, yıldırıcı detaylarından muaf, bir tuşla sona erdirilebilecek kadar kaygan, kaypak bir ilişki modeli fiziksel bağlılığın yerine geçebilir mi? Ben ne dersem diyeyim, geçti ve geçiyor. Çünkü daha kolay, akışkan... Tehlikeli sonuçları mutlaka var ama onu da niteliğin yerine niceliği koyarak çözmeye çalışıyor 21. yüzyıl insanı.

Teknolojik İşler Ofisi

Sayfa Derleme Süresi: 0.3530 saniye