ALİ BAYRAMOĞLU: DİNK ŞEMALARI EMNİYET TEŞKİLATI TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR

Ali Bayramoğlu, Milliyet'in "Dink Şemaları Ortada Kaldı" başlıklı dünkü haberinde, kendisinin şemaların kaynağı gibi gösterilmesine itiraz ederken Milliyet'i de eleştiriyor.

Ali Bayramoğlu/YENİ ŞAFAK

Dink cinayeti şemaları...

Sizi 6 Şubat 2009 tarihli yazıma geri götürmek istiyorum. “Ergenekon ve Dink cinayeti” başlıklı bu yazıda iki şemadan söz etmiş, şöyle demiştim:

“Şubat 2007'de Başbakan Tayyip Erdoğan'ın önüne iki şema konmuştu. Dink cinayetiyle ilgili Emniyet'in yaptığı ilk çalışmalardı bunlar. O dönem bu şemalar yazılmamak kaydıyla birçok gazetecinin eline ulaşmıştı.

İlk şema Ogün Samast ve Yasin Hayal'in merkezde olduğu telefon görüşmeleri trafiğiydi. Onlarla yoğun temasta olan kişilerin diğer temasları ve aralarındaki bağlantılar ele alınıyor ve böylece oluşan “daire”nin resmi çekiliyordu.

İkinci şema ise kurumlar ve yapılarla ilgiliydi. Bunlar arasında çeşitli dernekler, televizyon kanalları, internet siteleri, mafya grupları bulunuyordu.

Bu grupların ilk şemayla keşistiği noktalar da vardı. Bu bağlantılar ve isimlerin üzerine nedense gidilmedi, gidilemedi…

Aradan iki yıl geçti.

Bu şemalarda yer alan yapılarla Ergenekon soruşturmasında takibata uğrayan yapılar, şemalarda yer alan isimlerle Ergenekon sanıkları arasında çarpıcı bir örtüşme bulunuyor.

Hrant Dink Ocak 2007'de öldürüldü.

Bu şemalar Başbakan'ın önüne Şubat 2007'de konuldu.

Ergenekon soruşturması Ocak 2008'de başladı.

Arada 1 yıllık fark var…

Dink cinayetinin içinde ve çevresinde olabileceği varsayılan ya da telefon irtibatlarıyla şüphe uyandıran kişiler bugün Ergenekon davasında tek tek takibata uğruyor, üstelik kimisinin tutuklanma tarihi pek yeni…

Ne anlama geliyor bu?”

Milliyet Gazetesi dün beni buna ilişkin bir haberin merkezi ve kaynağı yaparak, kamuoyuna bu şemaları ilk kez benim duyurduğumu söyleyen bir manşet atmıştı.

İçişleri Bakanlığı'nın bu şemaları doğrulamadığını söylüyordu. Ve soruyordu gazete “o zaman kim hazırladı, bu şemaları?”

Gazeteyi görünce Sedat Ergin'i aradım, ulaşamadım…

Yazmak kaçınılmaz oldu.

Benim bilgilerimin, haber kaynaklarımın ve vicdanımın işaret ettiği gerçek açıktır: O şemalar Emniyet Teşkilatı tarafından hazırlanmıştır.

Bu şemalar resmî evraka dönüşmediği, “ham bilgi” olduğu için doğal olarak resmî dolaşıma girmemiş, sadece Başbakan'a aktarılmış ve yine doğal olarak İçişleri Bakanlığı tarafından teyit edilmemiştir.

Gazete ve gazetecinin yapması gereken, resmî bir açıklamayı veri almak kadar gerçeğe, çıplak bilgiye, bilginin özüne ulaşmak için asgari çaba göstermektir.

Bırakın bu çabayı, Milliyet muhabirleri ve yazarları Sedat Ergin'in talimatı üzerine Orhan Dink'i, aile avukatlarını aradılar, ama nedense benim bilgime bile başvurmadılar. Merak bile etmediler. Şemaların doğru olamayacağı imasını benim ismim üzerinden yapmayı tercih ettiler. Daha önce Ergenekon'un bir efsane olduğu iddiasını ileri sürerken yaptıkları gibi, Balbay günlükleri karşısında yapmaya gayret ettikleri gibi…

Ergin telefonuma çıksaydı, ona bunları söylecektim…

Ve şunu özellikle ekleyecektim:

Bu şemaları yüksek sesle dillendiren ilk kişi ben değilim. Tersine ben şemada adı geçen insanları töhmet altında bırakmamak için bu konuda yazı yazmadım, ama gereğini yaparak incelenmesi için Dink ailesine ve avukatlarına verdim.

Şemaları kamuoyuna açıklayan Milliyet gazetesinin muhabiri Nedim Şener'dir.

Şener, “İstihbarat Yalanları” başlıklı kitabında yayınlamayacağını söyleyerek incelemek için benden aldığı bu şemaları hiçbir ismi gizleme çabasına girmeden yayınlamıştır. Bunun üzerine ben de, onun da katıldığı ve kitabının masada durduğu bir televizyon programında, TV Net'te, 20 Ocak 2009 tarihinde, işin aslını ve şemaları tüm açıklığıyla anlattım.

Milliyet yöneticilerinin şunu unutmaması gerekir:

Hedef göstermek tehlikeli iştir, hedef isabet alırsa, eğer varsa, vicdan vebal altında kalır.

Bu şemalar Ergenekon derinliğine işaret etmektedir…

Ve bu bir gün kanıtlanacaktır…

Kimi meslektaşlar gazetecilik yapmak istiyorlarsa, alsınlar o şemaları önlerine, tek tek araştırmaya, bağ kurmaya başlasınlar, basının Dink hadisesindeki vicdani sorumluluğunu belki bir ölçüde hafifletirler…

Not: Geç saatte Sedat Ergin aradı. Yazdıklarımı kendisine aktardım. Ancak yazımı değiştirmiyor, bir bölümünü Milliyet gazetesine tekzip olarak gönderiyorum.

Sayfa Derleme Süresi: 7.9565 saniye